porno
Sayfa 3/3 İlkİlk 123
28 sonuçtan 21 ile 28 arası

Konu: dini sohbet

  1. #21
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: dini sohbet

    NASiHAT
    HERKES içiN............

    BU YALNIZ OLANLARA;
    aşk bir kelebek gibidir. Peşinden koştukça hep senden kaçar. En iyisi bırak uçsun, inan ki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna konuverecek.aşk mutlu eder bazen de üzer. Ama aşk özeldir, aşkını hak eden birine sunarsan eğer.......


    BU SEVGiLiSi OLANLARA;
    aşkın amacı birileri için ^^mükemmel insan^^ olmak değildir. Seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır.

    BU çAPKIN OLANLARA;
    sevmediğin birine asla ^^ seni seviyorum^^ deme. içinde olmayan duygulardan varmış gibi söz etme. Kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme. Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme. çünkü birine verebileceğin en büyük acı, aşık olmadığın birine kendini aşık etmektir...

    BU EVLi OLANLARA;
    seven insan ^^senin hatan^^ yerine ^^özür dilerim^^diyendir. ^^nasıl yaparsın^^ yerine ^^niye yaptığını anlıyorum^^ diyendir ^^neredesin^^ yerine ^^ben buradayım^^ diyendir. Ve aşk ^^keşke ^^ yerine daima ^^ iyi ki ^^ demektir.

    BU EVLENMEK içiN GüN SAYANLARA;
    bir kadın ve bir erkeğin birbirleri için ne kadar uygun olduğu, birlikte geçirdikleri zamanın değil, birbirlerine duydukları aşkın ne kadar sürdüğüyle anlaşılır.

    BU KALBi KIRIK OLANLARA;
    kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer. Ve ilacı bu yaraya alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir.

    BU AşIK OLMAKTAN KORKANLARA;
    aşka düş ama tökezleme. Anla ama bekleme. Paylaş ama isteme. Yaralan ama asla acıyı içinde büyütme.

    BU SEVDiğiNi FAZLA SAHiPLENENLERE;
    sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı bir şey varsa, oda SEVDiğiNiN SENiNLE MUTSUZ OLDUğUNU GöRMEKTiR..

    BU AşKINI iTiRAF EDEMEYENLERE;
    sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir. Sevdiğin seni terk edince daha da çoook acı verir ama en acısı, onu ne kadar sevdiğini bilmesine hiç fırsat vermemektir.....

    VE BUDA DöNMEYECEK BiRiNi HALA BEKLEYENLERE;
    hayatın en hüzünlü anı, DELi GiBi sevdiğin insanın buna hiç değmediğini GöRDüğüN ANDIR ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır. Senin aşkını bugün hak etmeyen, bil ki 10 yıl sonra yine hak etmeyecektir..

  2. #22
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: dini sohbet

    BİR DAMLA HAYAT
    Her sabah bir ceylan uyanır Afrika'da. Kafasında tek bir düşünce vardır; En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşabilmek. Yoksa aslana yem olacaktır.

    Her sabah bir aslan uyanır Afrika'da. Kafasında tek bir düşünce vardır; En yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşabilmek. Yoksa açlıktan ölecektir.

    İster aslan olun, ister ceylan olun hiç önemi yok. Yeter ki güneş doğduğunda koşuyor olmanız gerektiğini, hem de bir önceki günden daha hızlı koşuyor olmanız gerektiğini bilin.

    Yaşam adlı koşuyu ne kadar güzel anlatmış Afrika sözü. Bir önceki günden daha hızlı koşmak gerekmektedir.

    Çünkü eğer aslansanız, en yavaş koşan ceylanı bir önceki gün yakalamışsanız ve bugün bir ceylan yakalamak niyetindeyseniz, artık bilmelisiniz ki en yavaş ceylan dünkünden daha hızlıdır. O halde düne göre hızınızı arttırmanız gerekmektedir.

    Yok eğer ceylansanız ve henüz aslana yem olmamışsanız hızınızı düne göre mutlaka arttırmalısınız, çünkü sıra size gelmiş demektir. Yani hayat koşusunda devam edebilmenin tek koşulu var. Dünden daha hızlı olabilmek.

    Bakın bakalım şimdi kendinize!

  3. #23
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: dini sohbet

    KALBİNDE DÜNYA DERDİ VARSA
    * Eğer bir kişinin kalbinde ahiret derdi varsa, hiçbir dert onun için dert olmaz. Ama kalbinde dünya derdi varsa her türlü sıkıntı onun için derttir.

    * Güçlü insan mütevazı, aciz insan kibirli olur.

    * Maiyetiniz sizi sevmiyorsa noksanlık sizdedir. Maiyete hizmet edin. Emir vermeyin.

    * Rahat etmek istiyorsanız iki şeye riayet edin:
    Günah işlemeyin. Bütün sıkıntıların başı günah işlemektir.
    Kalb kırmayın. Kâbe’yi yıkmaktan daha büyük günahtır.

    * Bu bana lazım, bu bana lazım diyen huzur bulamaz. Bu bana lazım değildir diyen huzur bulur.

    * Bir kişi var veriyor, bir kişi var vermiyor. Bunlardan hangisini insanlar sever. Elbette vereni severler. Bu kişiyi insanlar sever de Allahü teâlâ sevmez mi? Elbette sever. O halde vermek lazım.

    * Kötülerle münakaşa etme üzerler, iyilerle münakaşa etme küserler.

    * Tevazu kendini başkaları ile bir görmektir. Başkalarından daha üstün ve daha aşağı görmemektir.

    * Müslümanlara yardım etmeyen, onların iyilikleri ve rahatları için çalışmayan onlardan değildir.

    * (Benimki benim seninki de benim) diyen, hayvan sıfatlı kimsedir. (Seninki senin benimki benim) diyen zararsızdır. Makbul olan, (benimki senin seninki de senin) demektir. Bunu salih müslüman söyler.

    * Hedefi olmayan gemiye rüzgar fayda etmez.
    * Dağlar ne kadar yüksek olursa olsun, üstünden yol geçer.

    * Bid’at itikadı sahiplerine ve suizan sahiplerine tevbe nasip olmaz. Bunlar yaptıklarını doğru zannettikleri için tevbe etmezler.

    * Allahü teâlâ iki amelin karşılığını bildirmemiştir. Bunlardan biri oruç, diğeri iftiraya uğradığı halde sabretmektir. Bu ikisine kat kat sevap verilecek.

    * Vaktin kıymetini bilin. Gözyaşı yerine kan akıtsanız geri gelmez. Ahirette her nefesten hesaba çekileceksiniz.

    * Müslüman, Allah katında kıymeti olan insan demektir. Allah’ın sevdiği insan demektir. Bir müslümanın hatalarını görmemek, ona kin tutmamak lazımdır, kusurlarını affetmek lazımdır. Hatta affetmek mecburiyetindesin. Niye? Allah’ın seni affetmesini istiyorsan, sen de Onun müslüman kulunu affetmen lazım. Yani, affedilmek için affetmek lazım. Din kardeşinin kusurunu affedeni, Allahü teâlâ affeder.

    * Bütün mevcudat, fen ilimleri, fizik kimya biyoloji vs. hepsi Allahü teâlânın varlığını ve birliğini göstermektedir. İslamiyet ise bu yüce Rabbimize nasıl inanılacağını, nasıl ibadet edileceğini bildirmektedir.

    * Doğru iman nimeti en büyük nimettir. Nimetlerde zirvedir. Bunun dışında başka şeylere bakmak, aşağıya bakmak demektir. Aşağı, adi olanı istemek demektir. Kendini zelil etmektir. Allahü teâlâ (Nimetlerimin kıymetini bilirseniz arttırırım, bilmezseniz elinizden alır, şiddetli azap ederim) buyuruyor. Bunun için şükretmek lazım, elimizden gitmemesi için korkmak lazım. Bu vaadi ilahidir. Allahü teâlâ vaadinden dönmez, onu yapar.

    Korkmak lazım, imanı muhafaza etmeye çalışmak lazım. İman çok kıymetlidir, müslüman çok kıymetlidir. Kıymetini bilmek lazım. Bir fasık müslümanın imanının nuru dünyada gözükseydi, güneş sönük kalırdı.

    * İslamiyet, Allah’ın dinidir. Hiç Allah’ın dinine zarar verilir mi? Hiç Allah’a harp açılır mı? Firavun gibi, Ebu Cehil gibi ahmaklar açtı. N’oldu peki? Şimdi hep acı azap içindeler. Halbuki Allah’ın dini devam ediyor, kıyamete kadar da devam edecek. Çünkü İslamiyet olmazsa, insanların mükellefliği olmaz

  4. #24
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: dini sohbet

    HAK DOSTLARINDAN NASİHATLER
    Tasavvuf yolunda zahir ve batınını ikmal etmiş ve kalbi merhaleler kat ederek davranış mükemmelliğine ulaşmış bulunan Hak dostları, "veresetü'l-enbiya" tabiriyle ifade olunan bir şerefe nail olmuş bahtiyarlardır. Onlar, nebevi irşad ve davranış mükemmelliğinin zamanlara yayılmış zirveleridir. Yani onlar, Hazret-i Peygamber ve onun ashabını görme şerefine nail olamayanlar için fiili ve muşahhas rehberlerdir.

    Hadis-i şerifte buyurulur:

    "(Zahir ve batınını ikmal etmiş, ilmini irfan haline getirmiş)alimler, peygamberlerin varisleridir."(Ebu Davud,ilim 1)

    Cenab-ı Hakk'ın Rahman ve Rahim esmasının kesif etcellilerine nail olan bu kamil müminlerde merhamet ve şefkat, bir tabiat-ı asliyye halindedir. Yine bu salih müminler, "nefsi, nefsi" hodgamlığından kurtulup, "ümmeti,ümmeti" diğergamlığına nail olarak bir irşad ömrü yaşarlar. Onların irşad ömürleri fani cesetlerinden sonra da devam eder. Onlar, nefislerini ıslah neticesinde ruhlarını köprü olarak kullanıp ilahi vuslata nail olanlardır ki, ümmeti de bu yoldan geçirerek Rabb'e ulaştırmanın gayreti içinde olurlar. Onlar, kurtuluş bekleyen kitlelerin muallimleridir. Allah ve kulları huzurunda bir cemaatin mes'uliyetini vicdanlarında taşıyan kahramanlardır.

    Hak dostlarının ikaz ve nasihatleri, Allah Rasulü(S.A.V.)'in sohbetlerinden birer akistir. Zira manevi istifadenin merkezi odur. Ruhi heyecanlarla dolu sohbet, ikaz ve nasihatler, hep o merkezden teselsülen naklonunan parıltılardır. Hak dostlarının böyle meclislerini ganimet bilmelidir ki, onlar Hazret-i Peygamber (S.A.V.)'in 23 senelik nübüvvet hayatını kavlen (sözleriyle), fiilen ve hissen ümmete aksettiren örnek şahsiyetlerdir.

    Hak dostu, ışığın etrafında dönen kelebekler gibi Mevla muhabbetiyle iradesiz hale gelmiştir ki, artk mevla onun gören gözü, işiten kulağıdır. Hakk'ın aşk ve muhabbetinin tecellisi altında olduğu için, mercek altında bir kağıdın yanması gibi nefsani temayüller onda ömrünü tüketmiştir. Böylece nurani bir cazibe merkezi haline geldiğinden, diğer insanlar da iradi veya gayri iradi onları sever ve gönülleri onlara doğru akar. Onların ikaz ve nasihatleri ruhlara merhem ve şifa olur.

    Bu ulvi ufka ve manevi dirayete nail olan Hak dostlarının ikaz, irşad ve nasihatleri, ilmiyle amil olmayan kimselerin nasihatlerine nazaran gafil gönüllerin uyandırılmasında daha büyük bir kıymet ve tesire sahiptir. Bu itibarla onların feyizli nasihatlerini bulunmaz bir nimet bilmeli ve şuurla onların ruhlara huzur bahşeden irşadlarına, samimiyet ve muhabbetle gönül vermelidir. işte Hak Dostları'nın ebedi saadet yolunu aydınlatan istikamet kandilleri mevkiindeki bu nasihatlerden birkaç misal:

    Hasan-ı Basri (K.S.)

    Ey Ademoğlu! Gerçek mümin, ihsan sahibi bile olsa yine de korku üzere sabahlar. Zaten ona da bu yaraşır. Mümin, akşama yine aynı korku ile kavuşur. Evet, o her zaman şu iki korku arasındadır.

    1. Geçmiş günahlar. Bu günahları sebebiyle Cenab- Hakk'ın kendisine nasıl muamelede bulunacağını bilemez.

    2.Gelecek hayatı. Nasıl bir hayat sürecek, son nefesi nasıl verecek? Bu soruların cevaplarını sürekli tefekkür eder.

    Ey insanlar! şu hakikati idrak ederk salih amel işleyin. Allah ve Rasulü yaptığınız işleri görmektedir. Siz, birgün gizliyi ve aşikarı bilan Allah'a döndürüleceksiniz. işte o gün yaptıklarınızı tek tek size haber verecektir.

    Sizler kalblerinize çok dikkat edin. Onları sürekli Allah'ın zikri ile yenileyin. Zira kalb çabuk paslanır. Nefislerinizi de dizginleyin. çünkü o çok azgındır. Eğer siz nefislerinizin kötü isteklerine mani olmazsanız, o birgün sizi korkunç bri uçuruma yuvarlar.

    Kendi ayıplarınız dururken başkalarını ayıplamaktan vazgeçmedikçe kamil iman sahibi olamazsınız. O halde, başkalrının ayıplarına bakmadan evvel kendi ayıplarınıza bir göz atın, onları düzelterek işe başlayın!

    Ey insanlar! Kura'an-ı Kerim müminler için şifa, müttakiler iiçin rehberdir. Kim ona uyarsa, hidayete erer ve doğru yolu bulur. Ondan yüz çeviren bedbaht olur ve felaketlere sürüklenir.

    Ey Ademoğlu! Tek başına ölecek, tek başına dirilecek, tek başına hesaba çekileceksin!
    ~~~~


    Malik Bin Dinar (K.S.)

    şu iki şey hariç dünyada safa kalmadı:

    1.Kardeşlerle karşılaşmak ve onlarla sohbet etmek,

    2.Teheccüd namazına kalkmak ve o feyizli vakitte doya doya zikir ve Kur'an ile meşgul olmak

  5. #25
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: dini sohbet

    NİMETE ŞÜKÜR VAZİFEMİZDİR
    Nimeti takdir edip, verene teşekkür etmenin ilk esası, nimeti yerinde kullanmaktır. Ne için verilmişse, hangi şartlarla verilmiş ise, nimeti ona göre kullanmaktır.


    Her iyilik bir şükür ister. İyilik edene karşı bir minnet hissini netice verir. Bunun içindir ki, bir bardak su getirene teşekkür etmeyi bir borç bilir, bir fincan kahveyi kırk yıl minnetle hatırlarız.

    Biz insanlar Cenabı Hakk’ın iyilik ve ihsan deryasında yüzen balıklar gibiyiz. İçinde suyun kıymetini takdir etmekten aciz balıklar gibi, biz de nimetin nimet olduğunu idrak etmekten gafil insanlarız.

    Yapılan iyiliğe ve verilen nimete teşekkür edebilmek için evvela nimeti nimet bilmek lazımdır. Yoksa yapılanın iyilik olduğunu takdir edemeyen, şükür etmeyi de akıl edemez.

    Nimeti takdir edip, verene teşekkür etmenin ilk esası, nimeti yerinde kullanmaktır. Ne için verilmişse, hangi şartlarla verilmiş ise, nimeti ona göre kullanmaktır.

    Helal olmak kaydıyla dünyevi ihtiyaçlarımızı temin etmek için verilen nimetler, ancak helal dairede meşru işlerde kullanılmalıdır. Bu nimetler, şükür etmek şartıyla verilmiştir ki, bu da ibadetlerle ifade edilmelidir. Sıhhat nimetinin şükrü oruç tutmakla olduğu gibi, mal nimetinin şükrü de zekatla olur. Nimetin her türlüsüne karşı en şümullü şükür ise namazdır.

    Şimdi binler nimet içinden bir nimet olan bedenimize ve uzuvlarımıza bakalım. Nimet olduğunu anladıktan sonra, niçin ve hangi şartlar dahilinde verilmiş olduğunu, bu nimetin şükrünü nasıl eda edileceğini bir bakalım.


    Ebediyet için yaratılmış insana en çok lazım olan, ebedi hayatına lazım olan şeylerdir. İşte bir çok nimet gibi her bir uzvumuz da ahiret hayatı için muhtaç olduğumuz şeyleri kazandırmaya vesile olabilecek birer nimettir. Her biri ahiret hayatının saadetini kazanmak için birer sermayedir. Onlarla güzel bir ticaret yaparak, ebedi saadet için lazım olan şeyler temin edilmek için verilmiştir. Onları ahirete sermeye yapmak da, birer nimet olarak yaratılmış o uzuvları ne için ve hangi şartlarla verilmiş ise ona göre kullanmak suretiyle, yani her bir uzvun şükrünü eda etmekle olur.

    Biraz dikkat etsek, her bir uzvumuzun ahiret sermayesi olduğunu anlayacağız.

    Mesela, el bir nimettir. Onu helal dairedeki dünyevi ihtiyaçlarımızı karşılamak için kullanırız. Onunla bir çok iyilik yapabiliriz. Gözümüzü ihtiyaç duyduğumuz dünyevi ve uhrevi işlerde kullanabilir, Kur’an-ı Kerim okumada, ilim tahsil etmede istimal edebiliriz. Ayağımızla, Allah’ın emrettiği yerlere, camiye, cemaate ve helal olan yerlere gidebiliriz. Şu vaziyette bu uzuvlarımızı meşru dairede ve yaratılış gayesine muvafık olarak kullandığımız için, yani onların şükrünü eda ettiğimiz için ahiret için sermaye olan salih ameller ve tabiri caizse ahiretin para birimi ve cennetin geçer akçesi hükmünde olan sevap kazanırız. Orada Amerikan doları geçmediğini birazcık olsun düşünmek, biraz da cennete para biriktirmek lazımdır.

    Bu suretle her bir uzvumuzu, şükür vazifesini eda etmek suretiyle ahirete mal edebilir, cennet sermayesi haline getirebiliriz. Onlarca uzuvdan müteşekkil bedenimizin şükrünü de, şükrün en büyük bir ifadesi olan namazla yerine getirmek suretiyle bedenimizin şükrünü yerine getirmiş oluruz.

    Demek ki, el ayak, göz kulak gibi bütün uzuvlarımızı hem hayırda, hem de şerde kullanmak mümkündür. Fakat Allah onları ahiret ticareti için sermaye olarak vermiştir. Ama biz o nimetlerin niçin ve hangi şartlarla verildiğine bakmadan kullanırsak, yani şükür vazifesini eda etmezsek, iflas eden biz oluruz. Hem bu zararımız hakkında, bizden başka hiç kimse mes’ul da olmaz. Nimetleri yanlış yerde ve veriliş şartlarına riayet etmeden kullanmakla, yani onların şükür vazifesini eda etmemekle, kendi el ve ayaklarımızla cehennemi satın almış oluruz.
    Cennet sermayesi olabilen nimetlerle ile cehennemi satın almak... Ne kötü bir ticaret değil mi? Ebedi hayat ortaya konarak oynanan bir kumardan daha tehlikeli bir kumar olamaz herhalde?!
    Evet, insan kendi çalıştıkları ile cenneti satın alamasa da, maalesef cehennemi alabiliyor. Aman dikkat!.

  6. #26
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: dini sohbet

    VARINI ALLAHA SAT

    Ey insanoğlu !

    Arazi-i kalbine ma'rifet ağacı dikilen, ihsan-ı ilahi bulutlarının rahmetiyle sulanan, ünsü muhabbet yemişi veren vücudun sahibi olan kimse: Bu büyük kitab-ı kainatı okumaya başladığı vakit, bütün ma'nasını dehşet kaplar.
    O kitabın bir ayeti olan kendisini de okumaya başladığı zaman, hayretle düşünceye dalar. Dünyaya karşı ibret gözü açılır, ahirete karşı da intizar gözü açılır ... Sahte varlığı erimeye başlar... Kendisininin gelmede, gitmede ihtiyarı olmadığını, bir cebheden çok aciz, bir cebheden de Cenab-ı Hakk'ın birçok sıfatlarını gösteren bir ayine-i alem olduğunu görür.
    "Ben kimim?" der.
    "Niye geldim?" der.
    "Ne olacağım?" der.
    "Nereye götürüleceğim ?" der.
    Okuduğum müsbet ilim; buraya geldiğimden haber veriyor, fakat nereden geldiğimi söylemiyor, öleceğimi haber veriyor, fakat öldükden sonra ne olacağımdan bahsedemiyor, der.
    Beşeriyyete bakar, bunların hepsi bir yolun yolcusu, şafak vakti, fecir kalemi semaya " bu alemde durmak, oturmak yokdur" diye yazısını yazıyor, diye düşünüyor.
    Evet, her zerre hareketde!..
    Herkes gidiyor...
    Kimi, nedamet ayağı ile yürüyor ...
    Kimi, tevekkül ayağı ile yürüyor ...
    Kimi, heybet ayağı ile, kadem-i vefa üzerine yürüyor ...
    Kimi, şevk ayağı ile yürüyor ...
    Kimi, müşahede ayağı ile yürüyor ...
    Kimi, yürüdüğünün farkında olmadan yürüyor!
    Kimi, sırr-ı maiyyete talib, Allah'ı sevenden maadasından alakısını kesmiş yürüyor ...
    Kimi, Mevlası ile arasındaki hicabı kaldırmaya çalışıyor ...
    Kimi arif olmuş, da'vasız yürüyor ...
    Kimi muhib olmuş şekvasız yürüyor ...
    Kimi aşık olmuş, ma'şukunu gördüğü vakit gözü açılıp kapanmadan yürüyor ...
    Kimi, rıza gülistanından teslim kokusunu almaya çalışarak yürüyor ...
    Kimi, Kabe-i hakikate vasıl olmak için gönül cezbesi caddesini tutmuş yürüyor...
    Kimi, ayağından çıkan aşk ateşi ile yol alıyor ...
    Kimi, dalalet rüzgarına tutulmuş, yolunu kaybetmiş, masıyet dikenliğine saplanmış, taatin sıcaklığının, masıyetin soğukluğunun farkında olmadan, Hazret-i Muhammed'in izini gösteren "sünnet" rehberine, o muazzam pusulaya bakmadan, Fahr-i Alem'in merhameten ayak basacak yerlere rekzetdiği semavi işaretleri görmeden yürüyor. Netice olarak karlı alışverişi görmüyor.
    Ey hakikat yolcusu !
    Her şey'in fani olup kaybolduğunu ve elinden çıkdığını görüyorsun. Acaba bunu bakiye tebdil edip varımın elimden çıkmamak çaresi yok mu diye düşünme. Tahir ol, hazır ol, Kur'an-ı Mübin'in kapısını çal ! Onun sınesine kulağını koy !
    Allah'ın sana müşteri olduğunu duy !
    "İnnallaheştera minel mü'miniyne enfüsehüm ve emvalehüm bienne lehümül cennete"(9'uncu sure: Tevbe, ayet: 111) ayet-i celilesine dal ! Anlayarak oku ! Cenab-ı Hakk'ın kerem ve atıfetiyle sana nasıl müşteri olduğunu işit !
    Bak ne diyor:
    "Kulum! Seni en mükemmel bir fabrika olarak, birçok aletlerle tezyin ederek halketdim. Şimdi elinizde olan emanetimi bana satınız. Ben birinize bin veren Allah'ım, meydan-ı şühudda esen bu fırtınalı sahnede bu muazzam fabrikayı idare etmek çok güç olduğunu anlayınız, onun ne büyük masrafla döneceğini düşününüz, geliniz bunun Bana satınız. Binaen'aleyh bunu Bana satar, Ben sizin namınıza işletip karını da size için ne geniş kazanç olacağını bilin."
    İşte Cenab-ı Hak böyle i'lan ediyor.
    Ey mü'min,, dikkat et!
    Demek oluyor ki varını Allah'a satarsan kar içinde kar olduğu meydanda. Eğer satmazsan, esasen görüyorsun ki hiç kimse elindeki malı muhafaza edemiyor. O halde bihude gidecek yerde neye Hakk'a satmıyorsun ? Faniyi ibka etmenin çaresine bakmıyorsun ?
    Ömrünün dakikaları birer tohumudur. Bunları Hakk'a satar isen, zahiren fena bulur, çürür amma, alem-i bekada seadet çiçekleri açar.
    Bu ne büyük bir kardır! Cennet gibi bir fiyat veriliyor! Bu ne muazzam bir ticarettir.


    Her a'zanın, hassalarının kıymeti birdenbire aded manzumesinde girmeyecek bir kıymete çıkıyor.
    Mesela "akıl", senin muazzam fabrikanın bir aletidir.
    Şayet Cenab-ı Hakk'a satmayıp da, kendi nefsinin hesabına çalıştırırsan öyle meş'um ve ta'ciz edici bir alet olur ki geçmiş zamanın bütün elem ve hüzünlerini, gelecek zamanın da korkunç hallerini senin biçare başına yükletir; semeresiz, faidesiz muzır bir alet derekesine iner, asa-i şeriat olacak yerde isyana inkilab eder. Bunun içindir ki: Ba'zı kimseler bu şekilde aklın iz'ac ve ta'cizinden kurtulmak için ekseriyyetle sarhoşluğa, yahud lüzumsuz eğlenceye koşar dalar ki, sarhoşlar da üç sınıfa ayrılır:
    1- Hayrını, şerrini müdrik olmayan, sefihane bir şekilde kafasını ispirto ile uyuşturan ebleh sınıfı.
    2- Zamirinde gizlenen şekaveti meydana çıkarmak için sekri yardımcı olarak kullanan şaki sınıfı ki, bu, cem'iyyet için muzır olan sınıfdır.
    3- Saltanat-ı ilahiyyeyi mütaleada "aklı" durup Kudretin tecellilerindeki sıklet o teraziyi parçalayıp aklı, malın sahib-i hakikisine satmadığı için, onu uyuşturmaya çalışan sınıf.
    Simdi hangi sınıf olursa olsun zarar meydanda. Ve zarar nefsindeki kalmıyor, cem'iyyete geçiyor, kendi nesline sirayet ediyor, neslinin birçok batnında eksiklik başlıyor. İcabında cem'iyyet içinde kendisinden çok aşağı kimsenin eğlencesi olabiliyor ...

  7. #27
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: dini sohbet

    Çiçekler cevap İster
    Ey insan!

    Bak sana soğuk kışın ardından bahar gönderildi. Hâlâ Rabbin hakkındaki zannını değiştirmeyecek misin? Seni memnun etmek için dünyanın çehresi değiştirildi. Kupkuru ve kapkara topraktan yemyeşil filizler devşirildi. Neden hâlâ kalbindeki sevgi yeşermiyor? Neden hâlâ içinde ekilmiş tohumları sulamıyor ve Rabbine cevap vermiyorsun?

    Senin için yeşile renk katıldı, rengarenk güzelliklerle donatıldı sofran. Hâlâ kayıtsız mı kalacaksın? Bak, çiçekler kelebeklerle ve binbir türlü böceklerle şenlendi. Ötüşleriyle Onu zikredenler aracılığıyla kulağına nice mânâlar yollandı. Bunlar da mı sana ilham vermiyor? Senin için çiçeklere nice parfümler döküldü. Dalıp gittiğin koyu gafletten çıkasın diye gözlerine batırırcasına yerden nice renkler bitirildi. Ama sen hâlâ bilbordlardan gözlerini alamıyorsun.

    Her gün doğumu ve batımında nice mucize anlar yaratılıyor senin için. Ama senin gözlerin hâlâ ekranlara takılı. Sana gerçek ve muhteşem bir sema sunuldu, geceleri gökyüzü kandillerle süslendi, ay sana lamba yapıldı. Öyleyse neden hâlâ yalancı dekor ışıklarıyla aldanıyorsun? Fani starlardan medet umuyor, faniliğe müşteri oluyorsun?





    Bak şimdi de ağaçların dallarına, dilinin ve damağının müjdesi konduruldu. Önüne meyveler ve nimetler adedince sofralar kuruldu. O dilinle hâlâ Rabbine hamd etmeyecek misin? Bir teşekkürcük olsun, etmeyecek misin?

    Sen bir zamanlar yokluk karanlıklarındaydın. Zulümat içinden varlık âlemine çıkarıldın ve sayısız nimetlerle donatıldın. Şimdi mahlukatı Rabbine perde yapıyorsun. Damlacıkta parlayan ışığa aldanıp güneşe sırt çeviriyorsun.

    Ama Rabbin yine de senden ümit kesmedi. Uyanman, hakikati görmen için nice elçileri gönderdi. Kâinatı bir sergi gibi serip önüne bir de üstüne peygamberlerini yolladı. Ama sen karanlıklar içinde kalmak için direniyorsun. Nefsinin geçici ışıklarını kendine ilâh ediniyorsun. Onun hediyelerini Ona karşı kullanıyorsun. Kendini uyuşturup dünyayı kalıcı yurd belliyorsun.





    Bil ki buna rağmen Rabbin ümit kesmedi senden. Sana kâinatı uğruna yarattığı Habibini (a.s.m) gönderdi. O ki seni kendi nefsine tercih ediyor. Her halindeki gül kokulu edasıyla sen ayılasın diye nurlar saçıyor yüzüne. Hâlâ kör mü kalacaksın?

    Hâlâ sana kalbinin en derinliklerinden konuşan vicdanının sesini boğacak mısın? Hâlâ Rabbine nankörlük etmeye devam mı edeceksin? Asr-ı Saadeti sana ihsan eden; imanı, İslamı ve ihsanı ile seni perverde eden Sultanına karşı ubudiyetle cevap vermeyecek misin?



    Ey İnsan! Bil ki Allah gönderdiği çiçekler için cevap ister

  8. #28
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: dini sohbet

    Tevbe i Sayik Kitabı
    Arkadaşlar kitabın pdf olarak yayınlanması için yazardan gerekli izinler alınmıştır bu nedenle forumda paylaşıyorum herkes faydalanabilir. Kitabı ticari olarak satmak yasaktır ancak dileyen herkes paylaşabilir ya da dağıtabilir. İçerisinde ismi azam tevbesi, gizli şirk tevbesi, hayata isyan tevbesi gibi çok zengin içerik bulunmaktadır. Ayrıca şeytan haritası isimli kitabında pdfsini internet sitemizde bulabilirsiniz. Şeytanın kurmuş olduğu tuzaklara karşı teyakkuzda olalım bolca tevbe etmeyi ihmal etmeyelim kardeşlerim. Kitabın içeriklerinde kefaret bölümleri vardır kendinize uygun olanı seçerek günahlarınıza kefaret ödeyebilirsiniz. Maddi imkanınız varsa çevrenizdeki fakirleri doyurun yok ise oruç tutarak kefaret ödeyebilirsiniz. Ruhsal, manevi rahatsızlıklar için birebir olan kitabı sizinle paylaşıyorum. Bu mesleği yapanlara ise sayik denmektedir. Kitabı tam olarak kavrayarak sizlerde sayik olabilirsiniz.
    [Linkleri Görebilmek için ÜYE Olmalısınız!Hemen ÜYE OL!]
    [Linkleri Görebilmek için ÜYE Olmalısınız!Hemen ÜYE OL!]

Sayfa 3/3 İlkİlk 123

Sistem Bilgileri

Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir!
Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2020

Uyarı

5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesine göre üyeler yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Yer sağlayıcı olarak hizmet veren sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler e-ticaret ile ilgili iletişime geçilmesi halinde size dönüş yapacaktır.

istanbul escort escort bayan ankara escort betboo tipobet retrobet Bahis siteleri justin tv Tjk canlı tipobet365 tipobet betmatik justin tv yetişkin sohbet odaları goldenbahis giriş buca escort escort konya mynet sohbet okey oyna celtabet tv celtabet kamu haber 2019 filmleri izmir escort slot oyna tombala oyna sincan escort bayan onwin/ komedi filmleri/ ngsbahis savoybet savoybetting Truvabet Goldenbahis Kingbetting Artemisbet Timebet betebete piabet bonus veren siteler bedava bonus veren siteler restbet