Sayfa 7/8 İlkİlk 12345678 SonSon
74 sonuçtan 61 ile 70 arası

Konu: ümit ile dini sohbetler

  1. #61
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: ümit ile dini sohbetler

    Ne kadar hassas olduğumuzu düşünmemiz duası ile...

    Müslüman-lar!.. Biz Bu Kafayla Kurtu-lamayız...

    Sevgili Müslüman kardeşlerim, biz bugünkü kafamızla adam olamayız, esaretten kurtulamayız, zilletten izzete kavuşamayız, rezillikten haysiyete geçemeyiz.
    Bu iddialarımın gerekçelerini arz etmeme müsaade buyurunuz:
    1. Allah’a iman etmiş bulunuyoruz ama O’nunla ezelde yapmış olduğumuz ahd ve misaka hıyanet ediyoruz. Allah’ın kesin emir ve yasaklarına uygun şekilde yaşamıyoruz.
    2. “Onlar namazı terk ettiler ve şehvetlerine uydular” ayetinde anlatılanlara benzer bir durumdayız. Bir kısmımız hem namazı terk etmişler ve şehvetlerine uymuşlar. Bir kısmımız ise namaz kılar gibi görünüyoruz ama dünya şehvetlerine batmış vaziyetteyiz.
    3. Resulullah’a iman ettik diyoruz ama O’nun sünnetini yerine getirmiyoruz, bin çeşit bid’ate ve isyana gark olmuşuz.
    4. Dinimiz bize “kâfirleri taklit etmeyin, onları dost ve velî (idareci) edinmeyin” diyor ama biz kâfirleri öylesine taklid ediyoruz ki, onlar sıçan deliğine girseler biz de peşlerinden gireceğiz.
    5. Dinimiz bize “Allah’ın ipine (Kur’an’a, İslâm’a, şeriata) sımsıkı sarılın, sakın parçalanıp ayrılmayın...” (âyet meali) diyor ama biz binlerce hizbe, fırkaya, gruba, cemaate ayrılmışız, şirazesi sökülmüş bir kitabın yele savrulmuş sayfalarına dönmüşüz; birbirimizle çekişip tepişiyoruz. Bizde maalesef ümmet şuuru kalmamış. Bütün Müslümanların itaat ettiği emirlerini dinlediği bir İmam veya Emîr yok.
    6. Birtakım din baronlarını erbab (rabler) haline getirmişiz, putlaştırmışız. Böylece Kur’an’a ters düşmüşüz.
    7. Dinimiz ve mukaddesatımız ticaret ve rant konusu olmuş, dehşetli bir din sömürüsü yapılıyor ve biz bunu önlemek için etkili bir şekilde çalışmıyoruz.
    8. Dinimizin temel farzlarından olan “İyiliği emretmek ve kötülüğü önlemek” farizasını terk etmişiz. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bu farzı terk eden bir ümmetin azaba duçar olacağını haber veriyor, aldırdığımız yok.
    9. Dinimiz lüksü, israfı, aşırı tüketimi, aşırı konforu, gösterişi, gururu, kibri, saçıp savurmayı yasakladığı halde bizim bir kısmımız bu pisliklere gırtlağına kadar batmıştır. Onları uyarması gerekenler bu uyarı hizmetini yapmıyor.
    10. Dinimiz bize önce nefsimizle, sonra harbî ve saldırgan küffarla cihadı emr ediyor, biz bunu da terk etmişiz.
    11. Çoğumuzun lüks, pahalı, gösterişli, gurur ve kibre yol açan binitleri var. Bunlarla gezmelere, tozmalara, pikniklere gideriz ama acaba kaçta kaçımız sabah vakti bunlara binerek camilere gidiyoruz?
    12. İslâm ilim, irfan, hikmet dinidir. Biz bunlarla yeteri kadar meşgul olmuyor, tahsiline çalışmıyoruz. Günde saatlerce tv seyrediyoruz ama kaçta kaçımız faydalı, değerli kitapları mütalaa ediyoruz? Kaçta kaçımız ehliyetli hoca ve üstadlardan faydalı ilimleri ders olarak okuyor? Dedikodu, polemik, çekişme, horoz döğüşü oldu mu ilgileniyoruz ama bize ebedî saadet kazandıracak ilimlere ve uygulamaya yönelmiyoruz.
    13. Müslümanların bir kısmı çok zengin, bir kısmı ise çok fakir. Niçin çok zenginler bir araya gelip de fakirlere ticaret, üretim, marifet, hırfet, sanat ve zanaat öğretecek bir teşkilat kurmuyor?
    14. Bir kısmımız aç gecelerken, bir kısmımız tok sabahlıyor. Biz nasıl Müslümanlarız? İyi Müslümanlar mı, kötü Müslümanlar mı?
    15. Hem Müslümanız diyoruz hem de bir kısmımız küfre razı oluyor. Küfre rıza küfür değil midir?
    16. Allah mü’minleri kardeş kılmıştır. Biz sudan sebeplerle, şeytanî gerekçelerle iman kardeşlerimize düşman oluyoruz.
    17. Umre ibadetini bile bir kısmımız “din turizmi” haline getirmiş vaziyette...
    18. Bin dört yüz yıllık İslâm tarihi bizim için ibretli derslerle dolu. Onlardan kendimize pay çıkartmıyoruz,
    19. İçi ateş dolu bir uçurumun kenarındayız. Patlamaya hazırlanan bir volkanın üzerindeyiz. Hâlâ yan gelip yatıyoruz, tedbir almıyoruz, kendimize gelmiyoruz.
    20. Bir kısım din hizmetkârları dinî faaliyet ve hizmetleri canla başla, bütün güç ve varlığıyla yapmıyor, sanki hobi yapıyormuş gibi yapıyor.
    21. Allah’a ve Peygambere sadığız diyoruz ama bir kısmımız haramdan uzak durmak, helal kazanıp, helal yemek konusunda hiç de hassas değil.
    Sevgili Müslüman kardeşlerim!..
    Bugünkü dindarlığımız bizi kurtarmaz...
    Gaflet içindeyiz, uyanamıyoruz.
    Tembellik içindeyiz, harekete geçemiyoruz.
    Yeterli miktarda i’lâ-i kelimetullah yapmıyoruz.
    Halkın ve gençliğin bir kısmı irtidat ediyor (dinden çıkıyor) biz aldırmıyoruz.
    Bütün suçu, kabahati, kötülüğü dinsizlerde görüyor, kendimizi hiç eleştirmiyor, muhasebemizi yapmıyoruz.
    Esarete, zillete, rezilliğe, ezilmeye, güdülmeye razı gibiyiz.
    Haklarımız, hürriyetlerimiz, haysiyetimizi korumak için meşru/yasal yolları ve imkanları sonuna kadar kullanmıyoruz.
    Dünyayı, dünya nimetlerini, parayı, maddeyi, dünya haz ve zevklerini, müzeyyen evleri, israflı sofraları çok seviyoruz; ahirete ve ebedî saadete yönelik değiliz.
    Çok çabuk öfkeleniyoruz... Kin tutuyoruz... İntikam alıyoruz... Gıybet ve nemime yapıyoruz... Nefs-i emmarelerimiz çok azgın ve kuduz... Yaratıklara yeterli derecede merhametli değiliz... Gurur ve kibir... Bin çeşit şehvet... Kendini beğenmişlik... İslâmî disiplinden uzak başıboş bir hayat... Nicemiz ezanlar okunurken leşler gibi yatıyor... Ben ben ben... Bir türlü biz olamıyoruz...
    Sayı çokluğumuz bir işe yaramıyor. Adam gibi Müslüman olsak, sayımız az da olsa izzet ve zafer buluruz. Kur’an’da “Nice az topluluk, Allah’ın izniyle, kalabalık topluluğa galebe çalmıştır” buyruluyor.
    Sevgili Müslümanlar!.. Ben size nasihat edecek sıfat ve selahiyete sahip değilim. Kendinize öğüt verecek, sizi uyaracak, ikazları tesirli olacak nâsihlere kulak verseniz ne iyi olacak.

  2. #62
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: ümit ile dini sohbetler

    BİZDEN UZAKLAŞTIRILANLARA DUYARSIZ KALMAYALIM



    “(Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar.”[1]

    “Yapmakta oldukları münker (çirkin iş)lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!”[2]

    “Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve biz gerçekten denemeden geçiririz.”[3]

    Muttakiler için yol gösterici olan Kur’an-ı Azimüşşan’da, Allah’a ve O’nun yoluna davet eden Peygamberlere (aleyhimusselam) isyan etmiş kavimlerin helaki; helakin sebep, sonuç ve keyfiyetleri insanların ders ve ibret almaları için anlatılmaktadır.

    “Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler vardır.”[4]

    Büyük bir esefle müşahede etmekteyiz ki söz konusu kavimlerin helakine sebebiyet veren inançsızlık ve ahlaksızlıkların her biri günümüzde eksiksiz olarak mevcuttur. Buna rağmen üzerimize azabın yağmayışı Hz. Peygamber (sav)’in ümmeti için yaptığı dua sebebiyledir.

    Müslümanların böyle bir dönemde karşılaşacağı fitneden dolayı Hz. Peygamber (sav), ümmeti ikaz etmiş; sahabe, tabiin, suleha ve ulema bu fitneden hep sakınmış, sakınmayı tavsiye etmiş, şerrinden Allah’a sığınmıştır.

    Bizler bugün mezkûr fitnenin tam da içine girmiş bulunmaktayız. İnsanlarımızın İslam’dan bölük bölük uzaklaştırılarak cehenneme doğru sürüklendiklerini müşahede etmekteyiz.

    Her birimiz -çok uzaklara gitmeye gerek kalmaksızın- akraba, komşu, tanıdık ve dost çevremizden kişilerin bu durumda olduklarını görüyoruz. Bu hal gittikçe bozulup kötüleşmektedir. Çocuklarımız ve kardeşlerimiz ahlaki çöküntü içerisinde bocalamakta, tasvirini yapmaya haya ettiğimiz her türlü kötülük çeşitli vesilelerle insanlarımıza sunulmakta, ahlaksızlığı yaşam biçimi haline getirmek dışındaki alternatifler ortadan kaldırılmaktadır.

    Bu bataklığa girenler, hissiyatın akla galebe çaldığı, nefis ve şeytanın hükümran olduğu, makam-mevki ve menfaatin tek amaç haline geldiği bir dönemde geçici lezzet aldıkları düşünülse bile -ahiret bir yana- dünyada dahi sefil olduklarını/olacaklarını görüp bilmelerine rağmen geri dönmüyor, Müslümanları sapık düşünce ve ideolojilerine, ahlaksızlığa çekmeye devam ediyorlar.

    Bununla da yetinmeyip ailelerimizi ve tanıdıklarımızı Allah’a isyan etmekten kurtarmak için girişilen tüm yolları kapatmakta; fitneye karşı mücadelede bulunan, bulunmak isteyen gayretli Müslümanlara iftira, itham ve baskılarla sıkıntı vermektedirler.

    Mezkûr durumlara karşı Allah’a ve Hz. Peygamber (sav)’e teslim olmuş, ölüm ve ötesinden gafil olmayan Müslümanlar sessiz kalamaz, kalmamalıdır.

    Çocuklarından, kardeşlerinden, akrabalarından, tanıdıklarından bazısının göz göre göre Allah’a isyan içerisinde bocalamasına tepkisiz kalmamalıdır. İslamî mükellefiyet tepkisiz kalmamayı gerektiriyor.

    Tepkisiz kalmakla, hele de ilk etapta olumsuzluklara tepki gösterip sonradan bir şey yokmuş gibi davranmakla Beni İsrail’in düştüğü duruma girmiş olunur ki, Allah korusun, bu da Allah’ın azabını gerektirir. “Yapmakta oldukları münker (çirkin iş)lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!”[5] Durum pek vahimdir. Küfür bataklığı her tarafı kaplamış durumdadır. Gayretli müminler Allah’ın kendi fazlından verdiği bilinç ve takva gereği insanların imanını kurtarmaya var güçleriyle çabalamalıdır. Bu uğurda bütün mesailerini harcamalı, tüm dünyalığı hiçe sayabilmelidir. Bu hususta Bediüzzaman’ın “Bu milletin imanını muhafaza etmek için, değil sadece dünyamı, ahiretimi dahi feda etmeye hazırım” düşüncesi ne de manidârdır!

    Bu akıntının yönünü çevirmek zor görünse bile imkânsız değildir. Fevc fevc İslam’dan uzaklaşmanın yerini fevc fevc Kur’an’a, sünnete sarılma, ashab ve selef-i salihinin yoluna yönelme imkânsız değildir. Yeter ki bizler kendimize gelip silkiniverelim. Zira bunun geçmişte yaşandığını hepimiz bilmekteyiz. “Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslam’a ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.”[6]

    Buna binaen duyarlı tüm kardeşlerimizden beklentimiz şudur:

    -Hz. Peygamber (sav)’in “Yatağına girdiğinde namaz abdesti alır gibi abdest al, sonra da sağ yanın üzerine yat ve ‘Allah’ım! Seni isteyerek ve Senden korkarak yüzümü Sana teslim ettim, işimi Sana bıraktım, sırtımı Sana dayadım. Senin dışında ne bir sığınak, ne de bir kurtuluş vardır. Allah’ım! Senin indirdiğin kitabına ve gönderdiğin Peygamberine iman ettim’ de. Eğer bu gece ölürsen yaratıldığın şey (İslam) üzerine ölürsün. Bu sözler konuşacağın son sözler olsun”[7] hadisinin ve kızı Hz. Fatıma (ra)’ya yaptığı “Yatacağın sırada otuz dört defa ‘Allahu Ekber’, otuz üç defa ‘Subhanallah’ ve otuz üç defa da ‘Elhamdu lillah’ dersiniz”[8] şeklindeki tavsiyesinin gereğini yerine getirdikten sonra günlük muhasebe yapmak, seyyiattan ötürü tevbe edip hasenatının kabulü için dua etmek, hasenatı artırmaya azmetmek.

    -Fitnede bocalayan tanıdıkları, bu feci durumdan kurtarmanın yollarını tefekkür edip yardım bahşeylemesi için Cenab-ı Mevla’ya niyazda bulunmak.

    -Mezkûr fitneden muhafaza için neler yapılabileceği ile ilgili olarak duyarlı müminlerle istişarede bulunup çalışma birliği yapmanın yollarını düşünmek.

    -Söz konusu tanıdıkları salih, alim ve ariflerin sohbet ve meclislerine götürmeyi tasarlamak.

    -Yanlışa düşmelerinde bizim de olumsuz katkılarımız olmuşsa bunu izalenin yollarını tefekkür etmek.

    -Mezkûr hususları ifa etmek için zaman kaybetmeden fiili olarak harekete geçmek.

    Bu münasebetle hepimiz davranış, muamele ve söylemlerinde İslamî hassasiyet sahibi olduğunu bildiğimiz Müslümanlarla bir araya gelmeli; tembellik, tepkisizlik ve gayret göstermezliğin sürmesi durumunda Allah indinde mesul olacağımızı, O’nun huzurunda kendimizi savunamayacak duruma düşeceğimizi birbirimize hatırlatmalıyız.

    Müslüman fert ve grupların -İslam dairesi içerisinde olmak kaydıyla- kendilerine has bazı özellikleri ve yorumlarının olacağı, program ve doğrularını önceleyecekleri bir vakıadır, esasen olmalıdır da… Ancak bu durum birbirimizden hayırlı şekillerle istifade etmeye asla engel değildir ve olamaz da. Kötü gidişatın yönünü çevirmek veya en azından bazı insanların imanının kurtuluşuna vesile olma noktasında İslamî duyarlılığa sahip herkesin yapabileceği çok şey vardır.

    Elbette ferdi olarak yapılanların faydası vardır. Ancak Müslümanlara karşı yapılan saldırı ve tahribat ferdi olmadığından bizler de bundan korunmanın ferdi olamayacağını bilip ona göre hareket etmekle mükellefiz. Beraber çalışmaya engel (tevehhüm ettiğimiz) tüm olumsuzlukları bir kenara bırakıp elimizin tersiyle itmeliyiz. Bediüzzaman’ın “Karşımda müthiş bir yangın var; alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum”[9] düşüncesiyle hareket edip birbirimizin hata ve kusurlarına göz yummalı, “O müthiş yangın karşısında bu küçük hadise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler…”[10] deyip hizmetimizi sürdürmeliyiz.

    Cenab-ı Allah, insanlarımızı Kur’an ve sünnetten, ashab ve selef-i salihinin izinde gitmekten alıkoyanların gayretlerini boşa çıkarsın. Ulaşabildiğimiz tüm Müslümanların, en azından yakınlarımızdakilerden bazısının imanını kurtarmaya çalışmak için bizlere gayret bahşetsin. (âmin)




    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] Şuara: 214

    [2] Maide: 79

    [3] Mu'minun: 30

    [4] Hicr: 77

    [5] Maide: 79

    [6] Muhammed: 7

    [7] Buharî, Vudu’

    [8] Buharî, Ashabın Fazileti

    [9] Tarihçe-i Hayat

    [10] A.g.e.

  3. #63
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: ümit ile dini sohbetler

    Dünyadan Daha Hayırlısına Talip Olanlar

    “Kim güzel bir şefaatle şefaatte bulunursa (faydalı bir işe aracı olursa), ona bundan bir nasip vardır. Kim de kötü bir himaye ile şefaatte bulunursa, ona da bundan bir hisse vardır. Allah, her şeye gücü yeten (ve her şeyi gören)dir.”(1)

    “Vallahi, senin sayende Allah’ın birine hidayet vermesi, senin için, kırmızı tüylü develerin (dünya nimetlerinin en kıymetlilerinin) sana bahşolunmasından daha hayırlıdır, “ (2)

    “Vallahi senin elinle Allah’ın bir tek adamı hidayete, doğru yola eriştirmesi, senin için üzerine güneşin doğduğu veya battığı her şeyden daha hayırlıdır.”

    Bir kişinin hidayetine vesile olmanın, dünya ve içindekilerden daha kıymetli olduğunun şuurunda ve bu şuurun gereğini yerine getirme endişesi içinde olan kardeşlerimiz/okuyucularımız!.. Biz kardeşlerimizi / okuyucularımızı böyle görüyor ve böyle biliyoruz.

    Bu şuurda olmak ve gereğini yerine getirmek için uğraşmak Yüce Allah (cc)’ın hidayetindendir. Bu hidayeti, kullarından kime dilerse, kendi lütfundan ve hikmetinin bir gereği olarak ona verir. O’nun hidayet vermesi; sevgisinin ve sevdiğinin bir alametidir.

    Tüm kardeşlerin; bu hidayeti arttırmak, sevgiyi daha da ileri götürmek, Peygamberler, şehidler ve salihlerle birlikte olma, onlarla cennette arkadaşlık etme arzusuyla dolup taştığını biliyoruz. Bu arzuya ulaşmak için sadece bir kişinin hidayetine vesile olmaya çalışmak yeterli gelmez. O halde, şeytan ve dostlarının insanları dalalete sürüklediği/ sürüklemeye çalıştığı bütün hile ve oyunlarını bozmak, dolayısıyla çok kişinin hidayetine vesile olma gayreti içinde olmak lazımdır.

    Bizler kendimizi bu konumda görüyorsak -ki inşaallah öyleyizdir- o zaman mükellefiyetimizin gereği neyse ve nasıl yerine getirilmesi lazımsa, onunla mücehhez olup öyle hareket etmemiz gerekir.

    Bu düşünce ve şuurda olup bunun gayreti içinde olmak, görünmek ve tanınmak bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalık; tanıştığımız, görüştüğümüz ve konuştuğumuz çok az insanda olan bir haslettir. Öyle gözüktüğümüz ve bilindiğimiz için halkın, dost ve düşmanın bize bakış açıları, müspet-menfi değerlendirme ve tepkileri de lâlettayin değildir, ayrıdır.

    Planlı, programlı ve sistemli olarak İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık edenler; inançlarının gereğini yerine getirme gayreti içinde olan Müslümanların, onları temsil eden şahıs, kurum ve kuruluşların eksikliklerini, yanlış ve hatalarını çok daha farklı şekillerde işleyerek saldırırlar. Bu vesileyle insanları İslam’dan uzaklaştırmaya çalıştıklarını görüyor ve biliyoruz. Doğal olarak bunların eline malzeme vermenin ve malzeme olmanın mesuliyeti ve hesabı ağırdır. Bunlar hiç yoktan da senaryolar üreterek saldırılarını yapacaklar/yapıyorlar. Biz onlara malzeme vermedikten sonra karakter ve ahlaklarını diledikleri gibi pazarlasınlar!

    Bizim için mühim olan; İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık yapan, ama niçin düşmanlık yaptığını bilmeyen; Müslüman olduğu halde İslamî mükellefiyetinden habersiz olan; İslam’ı yaşamak istediği halde nasıl yaşayacağını bilmeyen insanlardır. Bunlar; iş ve okul arkadaşlarımız ya da komşumuz, köylümüz ve akrabalarımız olabilirler. Bu durumda olanların çoğu, ilk etapta bizden görecekleriyle yani yaşantımızdan edindikleri intiba ile yetinirler.

    Elbette doğru olan, birilerinin yaşayış ve davranışlarına göre kendini şekillendirme değil; Kur’an ve Sünneti, Sahabe-i Kiram’ı ve yaşantılarını bilerek, öğrenerek kendini şekillendirmesidir.

    Şu bir gerçektir ki, tarihte ve günümüzde bir topluluk hatta bir şahıs İslam’ı ihlâs ve sadakatle öğrenme, öğretme, yaşama ve yaşatma cehdi içinde olduğu zaman etraflarını aydınlatmışlardır. Böylece örnek bir çevrenin, bir topluluğun oluşmasına sebep olmuşlardır.

    Zaman ve şartlar, bizleri büyük bir sorumluluk altına almıştır. Tahmin ettiğimizden daha büyük bir sorumluluk bizi beklemektedir. Bu sorumluluğu yerine getirmenin temel şartı, sağlam bir akideye sahip olmak farz, sünnet ve nafile ibadetlerin gereği gibi yerine getirilmesidir.

    Konuştuğumuzda doğru konuşmalı, söz verdiğimizde sadık olmalı, emanete ihanet etmemeli, imkânlarımız ölçüsünde çevremize yardımcı olmalıyız. Bu hasletler, temel düsturumuz olsun.

    Mazlum, mağdur ve muhtaç olanların; bela ve musibete duçar kalanların dertlerine ortak olup imkânlarımız ölçüsünde yardımlarına koşalım.

    Bizi sevmeyenler hatta düşmanlık yapanlar bile baş başa kalıp bizi değerlendirdiklerinde; “Biz onları tasvip etmiyoruz, inandıklarına inanmıyoruz, yaşadıklarını yaşamıyor, onlara karşı koymaya devam ediyoruz ve karşı koymaktan da geri kalmayacağız. Buna rağmen haklarını teslim etmek lazım ki, inançlarının gereklerini yerine getirmede gerçekten samimidirler, cesurdurlar. Doğru konuşurlar, sözlerine sadıktırlar. Aleyhlerine de olsa adalet ölçüsünü esas almaktan çekinmezler. Mazlumun, mağdurun, ihtiyaç sahiplerinin yanındadırlar” diye itiraf etmelidirler.

    Bizi sevenler de, bizi ilk gördüklerinde, ilk anda Allah ve Resulü Aleyhisselatu vesselam’ı hatırlamalıdırlar. Ölümü ve ölüm ötesinin hesabını; Müslümanları ve Müslümanların sıkıntılarını hatırlamalıdırlar. Bizimle olan kısacık bir beraberliklerinde bile müspet kazanımlarla ayrılabilmelidirler.

    Şayet bizlerden birileri İslam’a hizmeti esas alan bir dernek, vakıf, işyeri ya da kitapevi gibi yerlerde kalıyor veya oralarda görevliyse, bu durumda mesuliyet daha da artacaktır. İhmalkârlık, duyarsızlık ve laubalilik bulunduğumuz yerde ve çatı altında yapılan hizmete halel getirecektir. Hatta bu durum söz konusu çatı altında hizmet eden samimi ve ihlâslı kardeşlerinizin de hizmetlerine halel getirecektir. Elbette bunun hesabı ve vebali de ağır olacaktır. Bu yüzden çok kişiye mubah olan şeyleri bile bizim yapmamız belki doğru olmayabilir.

    Hem bulunduğumuz yerde hem de dışarıda bütün yaşantımız ve davranışlarımız Allah’ın hududunu muhafaza ve Hz. Peygamber Aleyhisselatu vesselam’ın sünneti çerçevesinde olmalıdır.

    Bulunduğumuz yerde ihtilaflı ve tartışmalı konulara müsaade etmeyelim. Kimseyle tartışmaya hiç girmeyelim. Birleştiricilik meziyetine sahip olalım. Ayrılık ve dağınıklığa değil…

    Gıybet ve dedikoduya sebep olacak her sözden şiddetle kaçınalım. Başkasının da yapmasına hikmetle engel olalım. Kimseyi gücendirmeyelim ve tenkit etmeyelim.

    Yanımıza gelip gidenleri karşılama ve uğurlamada sıcak davranalım, güler yüzlü olalım. Hürmet, saygı ve sevgiyi ihmal etmeyelim. Sözlerimizin güzelliğiyle, konuşmalarımızın tatlılığıyla gönülleri fethedelim.

    İlk defa gördüğümüz ve daha önce hiç tanımadığımız şahıslar ziyaretimize/yanımıza geldikleri zaman ihmal etmeyelim. Alaka ve ilgide ihmalkâr davranmayalım. Oluşturduğumuz İslamî atmosferden onlar da nasiplenmelidirler.

    Asık suratlı olmayalım. Kimseyi kınayıp kızmayalım. Gereksiz konuşmayalım, kendimizi her konuda konuşma mecburiyetinde hissetmeyelim.

    Sünnete muhalif hiçbir davranış ve söze fırsat vermeyelim.

    Bulunduğumuz mekânın her türlü temizliğine önem verelim. Bazıları; ‘Bunlar şekilciliğe önem veriyorlar’ dese bile, giyim-kuşamımız İslamî şahsiyetimize ve görevimize uygun olsun.

    Yanımızda namaz kılacak yerimiz olsa bile, en yakın camide cemaatle vaktinde namaz kılmayı prensip edinelim. Gerekirse, işyerimizi kapatıp camide cemaatle namaz kılmaya gidelim. Namaz vaktinden en az 15 dakika önce yanımızda bulunanlara namaza hazır olmaları için hatırlatmada bulunalım.

    Yaptığımız, yapacağımız ve konuşacağımız her şeyden hesaba çekileceğimizi unutmayalım. Mevla’m, bu konuda bizi uyanık tutsun ve bu bilinçle hareket etmede bize yardımcı olsun.

    Allah’a emanet olun…

  4. #64
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: ümit ile dini sohbetler

    ÇOK KIYMETLİ NASİHATLER



    Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:
    Fırsat ganimettir. Ömrün tamamını faydasız işlerle telef etmemeli, Hak teâlânın rızasına uygun şeylere harcamalı! Beş vakit namazı, tadil-i erkan ile ve cemaat ile kılmalı, teheccüd namazını elden kaçırmamalı, seher vakitlerini istiğfarsız geçirmemeli, gaflet uykusuna dalmamalı, ölümü düşünmeli, ahiret hallerini gözetmeli, fani dünyanın haram olan işlerinden yüz çevirip, baki olan ahiret işlerine dönmeli. Dünya işleri ile zaruret miktarı uğraşmalı, diğer vakitlerde, ahireti imar etmekle meşgul olmalıdır. Sözün kısası, Allah’tan gayrı şeylerin sevgisinden korunmalı ve bedeni dinin hükümlerine uymakla süslemeli, onunla meşgul olmalıdır. İş budur, bundan gayrısı hiçtir.

    Abdül Kuddüs hazretleri de buyuruyor ki:
    Vaktin kıymetini bil! Gece gündüz ilim öğrenmeye çalış! Her zaman abdestli bulun! Beş vakit namazı, sünnetleri ile ve tadil-i erkan ile, huzur ve huşu ile kılmaya çalış! Bunları yapınca, dünyada ve ahirette, sayısız nimetlere kavuşursun. İlim öğrenmek, ibadet içindir. Kıyamette, işten sorulacak, çok ilim öğrendin mi diye sorulmayacaktır. İş ve ibadet de, ihlas elde etmek içindir. İhlas da, hakiki mabud ve kayıtsız, şartsız var olan sevgiliyi [Allahü teâlâyı] sevmek içindir.

    İbrahim-i Edhem hazretleri buyuruyor ki:
    1- Günah işleyeceksen, Allah’ın verdiği rızkı yeme! Rızkını yiyip de, Ona isyan edilir mi?
    2- Günah işleyeceğin zaman, mülkünden çık! Onun mülkünde Ona isyan edilir mi?
    3- Günah işlerken Onun görmediği bir yerde işle! Onun mülkünde, rızkını yiyip, gördüğü yerde günah işlenir mi?
    4- Can alıcı melek, ruhunu almaya gelince, bir müddet izin isteyebilir veya o meleği kovabilir misin? O zaman hemen tevbe et! Çünkü o melek ani gelir.
    5- Mezarda, melekler, sual sorunca, (beni imtihan etmeyin) diyerek onları kovabilir misin? Öyle ise, şimdiden onlara cevap hazırla!
    6- Kıyamette (Günahkârlar Cehenneme… dendiği zaman, ben gitmem diyebilir misin?

    Allahü teâlâ, (Ey kullarım! Benden isteyin! Kabul eder, veririm) buyuruyor. Ama verilmeyenler de oluyor. Çünkü Ona dua eder, ama itaat etmezler. Peygamberini tanır, Ona uymazlar. Kur'anı okur, gösterdiği yolda gitmezler. Nimetlerinden faydalanır ama şükretmezler. Cennetin, ibadet edenler için olduğunu bilir, hazırlıkta bulunmazlar. Cehennemi, asiler için yarattığını bilir, ondan sakınmazlar. Ecdadının ne olduklarını görür, ibret almazlar. Kendi ayıplarına bakmayıp, başkalarının ayıplarını araştırırlar. Böyle kimseler, üzerlerine taş yağmadığına, yere batmadıklarına şükretsin! Dualarının neticesi, yalnız bu olursa, yetmez mi?

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Ölmek felaket değil, öldükten sonra başa gelecekleri düşünmemek felakettir. Mezhepsizlik ilhaddır. Ehl-i sünnet âlimlerine uyanlara müjdeler olsun.

    İmam-ı Rabbani hazretleri yine buyuruyor ki:
    Bu zamanınız fırsattır. Fırsat da, büyük nimettir. Sıhhat ile ve üzüntüsüz geçen vakitler, bulunmaz ganimettir. Her saati Allahü teâlâyı zikretmek ile geçirmelidir. Resulullahın bildirdiğine uygun olan her iş, hatta alış-veriş bile zikir olur. O halde, her hareketin, her duruşun, Resulullahın bildirdiğine uygun olması gerekir. Böylece, hepsi zikir olur. Zikir demek, gafletten uzaklaşmak, yani, Allahü teâlâyı hatırlamaktır. İnsan her hareketinde, her işinde, Allahü teâlanın emrini ve yasağını gözetince, emir ve yasakların sahibini unutmaktan kurtulur ve daima zikretmiş olur.
    Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Yemeği Allah’ın zikri ile [İbadet ederek ve Allah yolunda çalışarak] eritin. Yer yemez yatmayın; kalbiniz katılaşır.) [Ebu Nuaym]

    Haramlardan ve şüpheli şeylerden kaçarak helal kazanmalıdır. Ahir zamanda bunlara dikkat eden az bulunur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:


    (Ahir zamanda, helal para ile kendisine itimat edilen arkadaş az bulunur.) [İ. Asakir]

    Dine hizmet çok sevaptır. Bunu herkes gücü nispetinde yapar. Öğrendiği güzel bir sözü başkasına duyurmak bile sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Duyduğu hak sözü, bir müslüman kardeşine söylemek ne güzel hediyedir.) [Taberani]

    (Allah indinde en iyi kul, insanlara en çok nasihat edendir.) [İ. Ahmed]

  5. #65
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: ümit ile dini sohbetler

    Birbirinizle Çekişmeyin

    Mahmut Sami Ramazanoğlu (k.s)

    Allahu Teâlâ Hazretleri Enfâl Sûresinde “Allah’tan korkun ve birbirinizin arasını düzeltin” buyuruyor. Yani Allah’tan korkun ve Allah’ın gazabına sebep olacak tartışmalardan, anlaşmazlıklardan sakınarak aranızdaki hoşnutsuzlukları giderin. Müminler birbirlerine muhalefet ettikleri takdirde elbette ki, aralarında anlaşmazlık ve mücadele ortaya çıkacak ve birlikteliklik amacı yok olacaktır.
    Hak Teâlâ Hazretleri yine Enfâl Sûresinde “Birbirinizle çekişmeyin! Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Sabredin.” buyurmaktadır.
    Allahu Teâlâ mü’minlerin kendi aralarında çekişmelerini ve birbirleriyle ihtilafa düşmelerini yasaklamakta, böyle bir tehlike baş gösterdiğinde ortaya çıkacak iki sonucu da bizlere bildirmektedir:
    1- Bu halin başarısızlık, zaaf, soğukluk ve korku meydana getirmesi,
    2- Bu yüzden kuvvet ve azametin, kudret ve sebatın elden gitmesi.
    Şu halde, ancak kalpler ve gayeler birleştiği zaman başarı ve selamete ulaşılır, dilekler tam anlamıyla gerçekleşir.
    İşte bunun içindir ki, Hak Teâlâ Hazretleri insanların günde beş defa mescitlerde bir araya gelmelerini ve haftada bir defa camide toplanmalarını, senede iki defa bayram münasebeti ile bir yerde toplanmalarını ve ömürlerinde bir defa da hac vesilesiyle bütün beldelerden gelip Beytullah’ın etrafında birleşip Arafat’ta hep birlikte vakfeye durmalarını emretmiştir.
    Hak Teâlâ Hazretleri yarattıklarını, nezih şeriata tabi olmak, onun kanunlarını ve din kardeşliğinin içerdiği hakikatleri korumak, söz ve kalp birliği ile Muhammed ümmetinin bütün fertlerinin haklarını güven altına almak suretiyle Kendisinin bilinmesi, ubudiyyetin gerçekleşmesi ve rububiyyet haklarının yerine getirilmesi için yaratmıştır.
    Birbiriyle yardımlaşmak ve anlaşıp birleşmekteki asıl gaye de budur. Bunun içindir ki Hak Teâlâ Hazretleri mü’minlere “İyilik ve takvada yardımlaşın, fenalık ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.” buyurmuştur.
    Peygamberimiz (s.a.v) Efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde “Birbirinize haset etmeyin, birbirinize helâke sürüklemeyin, birbirinize buğzetmeyin, kardeşçe Allah’a kul olun!” buyurmuştur.
    Hak Teâlâ Hazretleri bir âyet-i kerîmesinde “Onlar Rablerinin davetini kabul ederler ve namazı da dosdoğru kılarlar. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan onlar Allah yolunda harcarlar. Onlar, bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman birbirleriyle yardımlaşırlar.” buyuruyor

    alıntı

  6. #66
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: ümit ile dini sohbetler

    Dost
    Genç adamın biri,
    Dermiş babasına her gün;
    Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'
    Baba, itiraz eder,
    Olmaz öyle çok dost, hakikisi
    Belki bir, belki ikİ
    Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...
    Devam eder durur konuşma...
    Aralarında başlar bir tartışma,
    Karar verirler bir sınava,
    Dostun hakikisini anlamaya...
    Bir akşam bir koyun keserler,
    Ve koyarlar çuvala.
    Baba der ki oğluna,
    'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.
    Çuvaldan kanlar damlamakta,
    Sanki öldürmüşler de bir adamı,
    Koymuşlar çuvala,
    Dıştan böyle sanılmakta.
    Delikanlı sırtlar çuvalı,
    Gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı.
    O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı, Kapar hızla kapıyı
    delikanlının suratına, Almaz içeri arkadaşını, Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
    Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.
    Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır. evlat geriye döner.
    Ama içten yıkılır...
    Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der.
    Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
    Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim.
    Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.
    Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
    Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
    Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.
    O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.
    Geçerler arka bahçeye.
    Bir çukur kazarlar birlikte,
    Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
    Üzerine de serpiştirirler toprak.
    Belli olmasın diye dikerler sarımsak...
    Genç adam gelir babasına;
    'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca, Babası; 'daha erken, o belli
    olmaz daha.
    Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,
    Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak,
    dostun hakikisi.
    Sonra gel olanları anlat bana...'
    Genç adam, aynen yapar babasının dediğini, Maksadı anlamaktır dostun
    hakikisini, babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!
    Der ki tokadı yiyen DOST;
    'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını Böyle iki tokada'!
    Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli...
    Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı...
    Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı...
    Dost dediğin;
    Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli.
    Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli, Ve ağladığında, seninle ağlamalı...
    Ama hepsinden daha çok;
    Dost matematiksel olmali;
    Sevinci çarpmalı...
    Üzüntüyü bölmeli...
    Geçmişi çıkarmalı...
    Yarını toplamalıi...
    Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı...
    Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...
    İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...

  7. #67
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: ümit ile dini sohbetler

    BANA ÖĞÜT VERİN


    İbrahim bin Edhem anlatıyor:

    Bir zaman Beyt–i Makdis‘e gitmek için yola çıktım.

    Yolda giderken yedi kişiye rastladım, onlara selâm verdim:

    “Selâmünaleyküm, bana öğüt verir misiniz? Allah yardımcınız olsun.“ dedim.


    İçlerinden biri bana dedi ki:

    “Allah‘tan başka kimseden korkma, O‘nun dışında kimseden bir şey umma ve bekleme.“

    Ben onlara:

    “Benim ilmimi artıracak bir şeyler söyleyin, Rabbim size merhamet eylesin.“

    dedim. İçlerinden biri bana dedi ki:

    “Allah‘ı seveni sev, Allah‘ı sevmeyeni sevme.“ Bunun üzerine ben onlara:

    “Bana başka öğütler de verin.“ dedim. İçlerinden başka biri:

    “Dua et. Yalnız kaldığın zamanlar içten yalvar, yakar, ağla ve titre. Allah‘a karşı zelil ol, ne şartta olursan ol, O‘ndan kork.“ dedi. Ben tekrar onlara:

    “Bana öğüt verin.“ dedim. Yine içlerinden biri:

    “Allah‘ım, şu bize takılıp kalan ve bizi senden alıkoyan adamla aramızı ayır.“

    dedi. Bunu söyledikten sonra, yedisi birden ortadan kayboldu. Onların ne yana gittiklerini anlayamadım ve bir daha da onları görmedim.

    İbrahim bin Edhem buyurdu ki:

    “Kibirlenmeyin! Mağrur olmayın. Yaptıklarınızla övünmeyin. Üstünüzdekilere değil, altınızdakilere bakınız. Kalpleriniz Allah sevgisiyle dolsun. Bedenleriniz Allah‘a itaatle yoğrulsun. Allah‘tan utanınız. Dilleriniz Allah‘ı ansın. Gözlerinizi harama dikmeyiniz.“

  8. #68
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: ümit ile dini sohbetler

    ÖNEMLİ OLAN NE?

    Bir gün, Ebu Said Ebü‘l-Hayr Hz.lerine sordular:

    - Falanca kimse, keramet olarak su üstünde yürüyor, buna ne dersiniz?

    Ebu Said cevaben:

    - Bunun kıymeti yoktur. Ördek ve kurbağa da suda yüzer, dedi.

    - Filan adam, havada uçuyor, dediler. Ona da:

    - Sinek ve çaylak ta havada uçuyor, cevabını verdi.

    - Filan kimse, bir anda bir şehirden bir şehire gidiyor, denilince:

    - Şeytan da bir solukta, şarktan garba gidiyor. Böyle şeylerin dinimizde önemi yoktur, karşılığını verdi.

    - Dinimizde önemli olan nedir öyleyse? diye sorulunca:

    - Önemli olan, herkesin arasında bulunmak; hayatın gerektirdiklerini yapmak; fakat bütün bunları yaparken, bir an bile Rabbini unutmamaktır, buyurdu

  9. #69
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: ümit ile dini sohbetler

    İMAM GAZALİDEN



    Ey oğul!

    1. Sofraya oturmadan önce ellerini yıka.

    2. Sağ dizini dikip sol dizinin üzerine otur.

    3. Tabağın ortasından değil, kendi önünden ye.

    4. Sofrada sağa sola eğilerek yanındakileri rahatsız etme.

    5. Ağzında lokma varken konuşma.

    6. Ağzındaki lokmayı kimseye gösterme.

    7. Etrafına çok bakma.

    8. Ekmeği ısırıp yemeğe batırma.

    9. Vücudunun rahatını istersen az ye ve az iç.

    10. Sofradan kalkınca da az su iç.

    11. Cemaat içinde sümkürüp tükürme.

    12. Su içerken acele ile bardağı dikerek, hort hort içme. Vücuda zarardır. Yavaş yavaş arada nefes alarak iç.

    13. Ayakta su içme. Sıhhate zarardır.

    14. Bir kimse su isterken sen de isteme.

    15. Terli iken su içme.

    16. Gece uyanıp su içmek doğru değildir.

    17. Eğer çok susamışsan önce ağzını çalkala, sonra az iç.

    Çarşı pazarda şunlara dikkat et

    Ey oğul!

    1. Çarşı pazarda yürürken kimseye omuz vurma, incitme.

    2. Kimse ile alay etme.

    3. Meydanda yere sümkürme ve tükürme.

    4. Elle çekişip kavga etme.

    5. Sattığı şeyi geri getirirlerse al.

    6. Yalan söyleme

    7. Kimseyi aldatma.

    8. Dükkânını erken aç, geç kapa ve kaparken Besmele çek ve "La havle velâ kuvvete illâ billahi"l-aliyyilazîm"i oku.

    9. Halkla tatlı konuş.

    10. Yenecek birşey alırken sahibinin izni olmadan alıp tatma.

    11. Aldığın yiyeceği evine açıktan götürme. "O nedir?" diyene tattır.



    Arkadaşlık hukukuna riayet et

    Ey oğul!

    Bir kimseyle yol arkadaşlığı yaparsan onun ayağınca yürü, hızlı yürüme.

    Öteye beriye sapma.

    Yol arkadaşını bırakıp da bir tarafa savuşma. Bir işle meşgul olup da bekletme.

    Arkadaşlık hakkını ve onun alışkanlıklarını gözet ki, senden hoşnut olsun.

    Ondan ayrılacağın vakit helâlleşip veda et ve elini sık.



    Hasta ziyaretine git

    Ey oğul!

    Hastanın halini hatırını sormak görgü kuralıdır.

    Hastayı ziyaret ettiğin zaman odasına habersiz girme.

    İçeri girerken selâm ver, hastanın sağ yanına oturup elini okşa. "Neren ağrıyor, hastalığın nedir, şimdi nasılsın?" diye sor. "İnşâallah geçer" diye teselli et ve ümitlendir.

    Hastanın yanında çok oturma.

    İhtiyacı varsa elinden geldiği kadar yardım et.

    Eğer hasta ağır ve kendini bilmiyor veya doktor, kimse ile görüşmesini yasaklamışsa odasına girme, ev halkından haber al veya bir adam gönderip sordur:

    Hasta ziyareti insanî bir vazife olduğu gibi, sünnettir ve sevabı çoktur.



    Cenazeye katıl

    Ey oğul!

    Akrabandan, dostlarından veya memleketin ileri gelenlerinden biri vefat ederse cenazesine katıl.

    Cenaze sahibine, evlat ve akrabasına orada hazır bulunanlara selâm ver.

    Vefat eden fakir ise cenaze masraflarına yardım et. Cenazeyi yaya olarak takip, etmek sünnettir. Mazeretin yoksa mezara kadar yaya git.

    Cenazeye katılamıyorsan ailesine mektup yazarak başsağlığı bildir.

    Cenazede bulunmak ve cenaze namazını kılmak çok büyük sevaptır.

  10. #70
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: ümit ile dini sohbetler

    ZAHİRÎ ve BATINÎ HASTALIKLARDAN KURTULUŞ

    Yanımıza bir kişi gelmişti. Ne yazık ki o güzelim vücudunu harap etmiş, dünyası yıkılmış, Allah'ın rahmetinden bile ümidini kesecek hale gelmişti. Çakı gibi delikanlı, içtiği içkiden dolayı beli bükülmüş, göz çukurları açılmış, dili sarkmış, ağzının suyunu tutmaktan aciz kalmış; felçli bir kimse gibi dizlerinde derman kalmamıştı.
    Bu ne hal diye sorduğumda;
    "Sorma, içki beni bu hale soktu. Yuvamı dağıttı ve beni de böyle perişan etti. Benim için kurtuluş imkanı var mı?..
    Ver elini... Ya Rabbi ben pişmanım diyeceğim." demişti.
    İşte bu gencin hali öbür dünyadaki halinin görüntüsü, azabı da cehennem azabından bir parça olduğu anlaşılmaktadır.
    Bu dünyada vücud şehrini helak eden kişinin bu halinin görülmesi, öbür dünyada (cehennemde) ki halini görüyormuşsun gibi gözler önüne serilmesidir.
    İnsanın düzenini, rahatını, huzurunu bozan bütün kötülükler ki; zina, kumar, kötü ahlak içki ve haset, gıybet, buğz, kibir vs. hastalıklara müptela olan kimse de aynen içki içen kişinin durumu gibi öbür dünyadaki halini ortaya koyar.
    Hal böyle olunca o kişiye düşen, güzel bir nasuh tövbesi, Allah ve Resulü'nün emirlerine ittiba, yasaklarından kaçınmak ve sonraki hayatında, önceki yaşantısına dönmemesi için arkadaş çevresini değiştirmek ve Sadatdan ayrılmamasıyla o vücudu sıhhate kavuşturup rahat ve huzur bulmaktır.
    O zaman da, öbür dünyadaki huzuru ve rahatı, daha bu dünyadayken cennet nimetlerine kavuştuğunu görür gibi olursun...
    Yani manevi durumu iyi olsun, kötü olsun hali, batınından zahirine akseder açıkça görünür.
    Bizler de kendimizin helakına sebebiyet vermemek için nefsimizi heva ve hevesinden alıkoyup, aklın yardımıyla o nefsi Allah ve Resulüne yönelterek, Allah'ın gazabından muhafaza edip; rahmet ve bereketine nail olmaya çalışmalıyız.
    Bu can bize emanettir. Allah'ın bir fabrikasıdır. Bu canı Allah'ın istediği gibi emir ve yasaklarına göre düzenlemez, nefse her istediğini verir, heva ve hevesine göre hareket ettirirsek, tıpkı o sarhoşun vücudunu harab etmesi gibi, bu canı helak ederek azaba müstehak etmiş oluruz. Allah muhafaza buyursun. (Amin)
    Nasıl ki bir mühendis bir fabrika yapar ve o fabrikadan ancak o mühendis anlar; çalışmasını kontrolünü, bakımını, düzen ve tertibini sağlar.
    Fâbrika mühendisinin talimatı doğrultusunda, belirtilen kural ve kaidelere göre çalıştırılırsa, fabrikanın çalışması, üretimi ve sahibine yapacağı katkıyı göz ardı etmezsek, ne büyük bir servete ve kazanca sahip olacağı açıktır.
    O fabrikanın düzen ve tertibi o talimata göre olmaz da; rastgele düğmelere dokunma ve sağa sola çevirme, ihtiyaç olmaksızın, sık sık yıkama-yağlama yapmak şeklinde yapıldığı taktirde de makinalar arıza yapacak ve bir süre sonra üretim duracaktır. Neticede sahibinin de iflasına sebebiyet verecektir. Böylelikle hem fabrika hem de sahibi helak olacaktır...
    Evet; bu dünyada kendini helak eden kimsenin, öbür dünyada da helak olacağı ve neticede zarara uğrayanlardan olacağında da hiç şüphe yoktur.
    Kötü ve utanç verici bir olaya şahit oldum; bir adam -ismi bizde mahfuz- çok kumar oynuyordu, sonunda bütün servetini harcayıp bitirdi. Hatta hırslanıp ailesi üzerine de kumar oynamıştı. Bundan daha kötü akibet olur mu?
    Allah'u Zülcelal ayet-i kerimede:
    "Allah yolunda harcayın, kendinizi, kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. Ve güzel hareket ediniz. Çünkü Allah güzellik ve iyilik edenleri sever" (Bakara:195) buyurmuştur.
    Bera İbn-i Azib ve Ubeyde tüs-Selemi (rhm) bu ayetin tefsirinde; "Elleriyle tehlikeye atmak" tan maksadın, "günah işlemek ve ümidi kesmek" olduğunu rivayet etmişlerdir.

    Ey müminler! Bunlara dikkat edin ve her hususta ihsan ile, iyilikle muamelede bulunun.Yaptığınızı güzel yapın. Sizden asıl istenen şey hasenattır, hayırlı işlerdir. Çünkü Allah'u Zülcelal muhsinleri, iyilik ve hayırlı işler yapanları sever.
    Bunun için harcamayı ve masrafı da en güzel şekilde yapın ve herhagi bir fenalığı en güzel bir şekilde ortadan kaldırın. Bu ayet, hadis ve misallerde olduğu gibi Allah'u Zülcelal'in yasak ettiği şeyleri yapan kimse, iki dünyada da hüsrana uğrayacaktır.
    O halde:

    Ey nefsim! Hangisini istersin? Helak olmayı mı, yoksa ebedi saadeti mi? Malını, canını, zamanını ve her şeyini, ebedi bir saadet karşılığında Allah'a satıp dünya ve ahirette huzur ve rahatı mı istersin? Yoksa her şeyini nefis, şeytan, heva ve hevesin doğrultusunda tüketip, kendini de tükettiğin için her iki dünyada da rezil olmayı mı? Elbette huzur ve saadeti istersin"
    "Öyleyse elinde olan fırsatları iyi değerlendirmeye ve salih ameller yapmaya çalışmalısın. Unutmamalısın ki geçici olan bu dünya hayatını ahiret için feda eden hüsrana uğramayacaktır."

Sayfa 7/8 İlkİlk 12345678 SonSon

Sistem Bilgileri

Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir!
Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2020

Uyarı

5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesine göre üyeler yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Yer sağlayıcı olarak hizmet veren sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler e-ticaret ile ilgili iletişime geçilmesi halinde size dönüş yapacaktır.

istanbul escort escort bayan ankara escort betboo tipobet retrobet Bahis siteleri justin tv Tjk canlı tipobet365 tipobet betmatik justin tv yetişkin sohbet odaları goldenbahis giriş buca escort escort konya mynet sohbet okey oyna celtabet tv celtabet kamu haber 2019 filmleri izmir escort slot oyna tombala oyna sincan escort bayan onwin/ komedi filmleri/ ngsbahis savoybet savoybetting Truvabet Goldenbahis Kingbetting Artemisbet Timebet betebete piabet bonus veren siteler bedava bonus veren siteler restbet