instagram takipçi satın al pubg mobile uc
Sayfa 4/4 İlkİlk 1234
36 sonuçtan 31 ile 36 arası

Konu: umit ile saglıklı yaşam

  1. #31
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: umit ile saglıklı yaşam

    Gebelikte Beslenme: Hamilelikte Ne Yemeli, Ne Yememeli?
    Hamilelik esnasında yediğiz ve içtiğiniz her şey bebeğinizin ana besin kaynağıdır. Bu nedenle gebelikte beslenme, bebeğiniz sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Uzmanlar, hamilelik döneminde tükettiğiniz besinlere önem vermenizi ve sağlıklı yiyecek ve içecekleri daha fazla tüketmenizi tavsiye ederler.

    Gebelikte Beslenme Nasıl Olmalı?
    Amerikan Kadın Hastalıkları ve Jinekologlar Koleji’ne (ACOG) göre hamile bir kadının hamile olmayan bir kadından daha fazla kalsiyum, folik asit, demir ve protein ihtiyacı vardır. Peki bu dört besin neden önemlidir.

    Besinlerde bir çok vitamin ve mineral bulunurken, folat olarak da bilinen folik asit, bebeğin beyin ve omurilikteki nöral tüp defekti olarak bilinen doğum kusurlarını önlemeye yardımcı olan B vitamini olarak öne çıkmaktadır.



    Tavsiye edilen folik asit miktarını sadece besinlerden almak zor olabilir. Bu nedenle uzmanlar, hamile kalmaya çalışan kadınların gebe kalmadan en az bir ay önce günde 400 mikrogram folik asit içeren günlük vitamin takviyesi almalarını önermektedir.

    Hamilelikte Folik Asit Almak için Neler Yemeli?
    Folik Asit Besin kaynakları: yeşil yapraklı sebzeler, zenginleştirilmiş veya zenginleştirilmiş tahıllar, ekmek ve makarnalar, fasulye, turunçgiller.

    Hamilelikte Kalsiyum Almak için Neler Yemeli?
    Kalsiyum, bir bebeğin kemiklerini ve dişlerini oluşturmak için kullanılan bir mineraldir. Hamile bir kadın yeteri kadar kalsiyumu tüketmezse, mineraller anne karnındaki depolardan kullanılacaktır. Birçok süt ürünü de bir bebeğin kemikleri ve dişleri geliştirmek için gereken kalsiyum ile birlikte çalışan D vitamini ile takviye edilir.



    Kalsiyum Besin kaynakları: süt, yoğurt, peynir, kalsiyum takviyeli meyve suları ve yiyecekler, sardalya veya kemikli somon, lahana.

    Hamilelikte Demir Almak için Neler Yemeli?
    Hamile kadınların günde 27 miligram demir tüketmesi gerekiyor, bu da ACOG‘a göre beklemeyen kadınların ihtiyaç duyduğu miktarın iki katı. Bebeği oksijenle beslemek için daha fazla kan yapmak için mineralin ilave miktarlarına ihtiyaç vardır. Hamilelik sırasında çok az demir almak anemi, yorgunluk ve artmış enfeksiyon riski ile sonuçlanan bir duruma yol açabilir.

    ACOG, demir emilimini arttırmak için, demir açısından zengin yiyecekler yerken aynı öğünde iyi bir C vitamini kaynağı bulundurmanızı önerir. Örneğin, kahvaltıda demir takviyeli bir mısır gevreği içeren bir bardak portakal suyu tüketebilirsiniz.

    Demir Besin Kaynakları: et, kümes hayvanları, balık, kuru fasulye ve bezelye, demir takviyeli tahıl.

    Hamilelikte Protein Almak için Neler Yemeli?
    Gebelikte beslenme diyince akla protein gelir, ancak çoğu kadın diyetlerinde protein açısından zengin yiyecekler almakta zorluk çekmemektedir. Protein “güçlendirici bir besin maddesidir”, çünkü bebeğinizin gelişimi esnasında, beyin ve kalp gibi önemli organlarını oluşturmaya yardımcı olur.

    Protein Besin kaynakları: et, kümes hayvanları, balık, kuru fasulye ve bezelye, yumurta, fındık, tofu

    Hamilelikte Neler Yemeli?
    Gebelikte beslenme sırasında, çoğu zaman besleyici gıdalar yemek önemlidir. Gebelikte beslenmeyi en üst düzeye çıkarmak için, şu beş gıda grubunu tercih etmelisiniz: meyveler, sebzeler, yağsız protein, tam tahıllar ve süt ürünleri.

    Gebelikte beslenme ve diyet listesinde, öğünlerin yarısını meyve ve sebzelerle, bunun dörtte birini tam tahıllarla ve bunun da dörtte birini yağsız protein kaynağıyla doldurmasını ve ayrıca her öğünde bir süt ürünü bulundurmasını önerilmektedir.






    Meyve ve sebze: Gebeliğin özellikle ikinci ve üçüncü döneminde, meyve ve sebze üzerinde odaklanmak, sizin ve bebeğinizin sağlığı açasısından faydalı olcaktır. Meyveler, hem düşük kalorili hem de lif, vitamin ve minerallerle doldurulur.

    Yalın protein: Gebelikte bebeğin büyümesini desteklemek için her öğünde iyi protein kaynaklarının alınması önemlidir. Protein açısından zengin gıdalar arasında et, kümes hayvanları, balık, yumurta, fasulye, tofu, peynir, süt, fındık ve tohum bulunur.

    Kepekli tahıllar: Bu besinler diyette önemli bir enerji kaynağıdır ve aynı zamanda lif, demir ve B-vitamini de sağlarlar. Hamilelikte, karbohidrat seçiminin en azından yarısı, yulaf ezmesi, tam buğdaylı makarna veya ekmek ve kahverengi pirinç gibi tam tahıllardan yana olmalıdır.

    Süt: Günde 3 ila 4 porsiyon süt ürünü yemeyi hedefleyin. Süt, yoğurt ve peynir gibi sütlü gıdalar iyi kalsiyum, protein ve D vitamini kaynaklarıdır.

    Sağlıklı bir diyete ek olarak, hamile kadınların da ACOG’ye göre folik asit ve demir gibi yiyeceklerden elde edilmesi zor olan bazı besin maddelerini elde etmek için günlük bir vitamin almaları gerekmektedir.

    Hamilelik Döneminden Azaltılması Gerekenler
    Kafein: Günde 200 mg’lık bir kafein tüketiminin günde 12 ons’luk bir fincan kahvede yer alan miktarı, 2010 yılında teyit edilen 2010 ACOG komitesi görüşüne göre hamilelik sırasında genellikle güvenli kabul edilir. Komite raporu Hamilelik sırasında ılımlı kafein tüketiminin, düşük veya erken doğuma etkisi görünmememiştir.

    Balık: Balık, iyi bir yağsız protein kaynağıdır ve somon ve sardalya da dahil olmak üzere bazı balıklar, omega-3 yağ asitleri, kalbe iyi gelen sağlıklı yağlar içerir. Ancak, ACOG’a göre, yüksek civa seviyesine sahip olan “beyaz” ton balığı ile haftada 200gramdan fazla olmamalıdır.

    Hamilelik Döneminde Kaçınılması gerekenler
    Alkol: Gebelik sırasında alkolden kaçının. Annenin kanındaki alkol umbilikal korddan direkt olarak bebeğe geçebilir. Hamilelik sırasında alkolün yoğun kullanımı, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine (CDC) göre, bebek ve çocuklarda öğrenme ve davranış zorluklarının yanı sıra fiziksel sorunları içerebilen bir grup koşul olan fetal alkol spektrum bozuklukları ile ilişkilendirilmiştir.

    Yüksek mertebeli balıklar: Kılıçbalığı, köpek balığı, kral uskumru, marlin, portakal pembesi ve kiremit gibi deniz ürünleri, Beslenme ve Diyetetik Akademisine göre metil civa seviyelerinde yüksektir ve hamilelik sırasında kaçınılmalıdır. Metil civa, plasentadan geçebilen ve doğmamış bir bebeğin gelişen beyin, böbrek ve sinir sistemi için zararlı olabilecek toksik bir kimyasaldır.






    Pastörize edilmemiş gıdalar: USDA’ya göre, gebe kadınlar iki farklı gıda zehirlenmesi hastalığından yüksek risk altındadır: Listeria bakterisinin neden olduğu listeriosis ve bir parazitten kaynaklanan bir enfeksiyon olan toksoplazmoz.

    CDC, Listeria enfeksiyonunun yenidoğanlarda düşük, ölü doğum, erken doğum ve hastalığa veya ölüme neden olabileceğini söylüyor. Listeriyozdan kaçınmak için, hamilelik sırasında aşağıdaki gıdalardan kaçınılmasını önermektedir:
    • Pastörize edilmemiş (çiğ) süt ve beyaz peynir,
    • Sosisli sandviçler, öğle yemeği etleri ve soğuk etler, herhangi bir bakteriyi öldürmek için yemekten önce sıcak buğulamadıkça ısıtılmamışsa,
    • Tavuk salatası, ton balıklı salata ve deniz mahsulleri salatası gibi mağazadan alınan şarküteri salataları,
    • Pastörize edilmemiş buzdolabında et parçaları.

    Çiğ et: Bir anne bebeğine bir Toxoplasma enfeksiyonu geçirebilir, bu da yaşamın sonraki dönemlerinde körlük ve zihinsel engel gibi sorunlara yol açabilir. Toksoplazmozu önlemek için, gebelikte beslenme listenizde aşağıdaki gıdalardan kaçınılmasını önerir:
    • Nadir, çiğ veya az pişmiş et ve kümes hayvanları,
    • Suşi, carpaccio gibi çiğ balıklar,
    • İstiridye, midye, istiridye ve deniz tarağı gibi çiğ ve az pişmiş kabuklu deniz ürünleri.

    İlginizi Çekebilir:Bölgesel İncelme
    Hamilelikle ve Diyet
    Sabah rahatsızlığı
    Bir anne sabah hastalığı yaşadığı zaman, yapabileceği en büyük hata, eğer yemek yemese de kendini daha iyi hissedeceğini düşünür.

    Sabah hastalığının kesin nedenleri bilinmemektedir, ancak uzmanlara göre hormonal değişikliklerden veya düşük kan şekerinden kaynaklanabilir. Bu yaygın şikayet, bazı kadınlarda, özellikle gebeliğin ilk üç ayında bulantı ve kusma hissiyatına neden olabilir.
    Bu yüzden sabah bulantıyı hafifletmek için, kokusu olmayan küçük miktarlarda yemek yemeniz önerilmektedir.

    Gebelikte Yemek Yeme İsteği
    Kadınların hamilelik sırasında bir yiyecek için ani bir dürtü ya da güçlü bir hoşnutsuzluk geliştirmesi yaygındır. Bu tarz beslinler genellikle, tatlılar, tuzlu yiyecekler, kırmızı et veya sıvılardır. Çoğu zaman, bir özlem, belirli bir besin yerine, bir susuzluğun giderilmesi için daha fazla protein ya da ek sıvılar gibi spesifik bir besin maddesine ihtiyaç duyulduğunu söylemenin bir yoludur.

    Hamilelik ve iki kişilik yemek
    İnsanlar hamile bir kadının “iki kişilik” olduğunu söylediğinde, bu durum iki katı kadar yiyecek tüketmesi veya kalorilerini iki katına çıkarması gerektiği anlamına gelmez.

    Özellikle ilk üç ay boyunca kadınların kalori ihtiyacının temel olarak hamilelik öncesi ile aynıdır. İlk üç aylık dönemde, önerilen kilo alımı üç aylık dönemde yaırım kilo ile 2 kilo arasındadır.




    Uzmanlar, hamile kadınlara, ikinci trimesterde diyetlerine 200 kalori eklemesini ve bebek hızla büyürken üçüncü trimesterde ise 300 kalori eklemesini önerir.



    Bu makale bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye için lütfen doktorunuza danışın.

  2. #32
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: umit ile saglıklı yaşam

    Oksijen Tedavisi Nedir ve Kimlere Uygulanır?
    Sağlıklı bireylerde yeterli miktarda oksijen hava yolu ile alınır, ancak bazı hastalıklar ve koşullar, bazı insanların yeterli oksijeni almasını engelleyebilir. Bu gibi rahatsızlıklarda kişilere oksijen tedavisi(terapisi) uygulanması gerekmektedir.

    Oksijen Tedavisi Nedir?
    Soluduğumuz havada bulunan oksijen, insan hayatı için gereklidir. Solunum bozukluğu olan kişiler doğal olarak yeterli oksijene sahip olamazlar. Ek oksijen veya oksijen tedavisine ihtiyaç duyabilirler. Oksijen tedavisi alan kişiler genellikle daha enerjik ve sağlıklı uyku ile daha iyi yaşam kalitesi görürler.

    Kimler oksijen tedavisine ihtiyaç duyar?
    Oksijen tedavisi, kendi başına yeterli oksijen alamayan insanlar için uygundur. Bu genellikle
    akciğerlerin oksijeni almasını engelleyen akıntılar nedeniyle oluşur:



    Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH)
    Zatürre
    Astım
    Yenidoğanlarda az gelişmiş akciğerler
    Kalp yetmezliği
    Kistik fibroz
    Uyku apnesi
    Akciğer hastalığı
    Solunum sisteminde travma
    Bir kişinin oksijen tedavisinden yararlanıp yararlanmayacağını belirlemek için, doktorlar
    arteriyel kanda oksijen miktarını test ederler. Kontrol etmenin başka bir yolu, kan numunesi
    gerektirmeden, oksijen seviyesini veya doygunluğu dolaylı olarak ölçen bir nabız oksimetresi kullanmaktır. Düşük seviyelerde çıkan oksijen, bir kişinin takviye edici oksijen terapisine başlaması gerektiği konusunda önemli bir ipucu vermektedir.

    Normal arteryel kan oksijeni seviyeleri 75 ila 100 mmHg (milimetre civa) arasındadır. 60
    mmHg veya daha düşük bir oksijen seviyesi, ek oksijen ihtiyacını gösterir. Çok fazla oksijen de tehlikeli olabilir ve akciğerlerinizdeki hücrelere zarar verebilir. Oksijen seviyeniz 110 mmHg’nin üstüne çıkmamalıdır.

    Bazı insanlar her zaman oksijen tedavisine ihtiyaç duyarken, diğerlerinin sadece ara sıra
    veya belirli durumlarda buna ihtiyacı olabilir. Bazı oksijen tedavileri doktor tarafından yapılırken bazıları ise tedavi görenler tarafından taşınabilir oksijen cihazları ile yapılmaktadır.



    Düşük oksijenin belirtileri nelerdir?
    Yeterince oksijen almadığınızda karşılaşacağınız semptomlar aşağıdaki gibidirızlı
    Solunum
    Nefes darlığı
    Hızlı kalp atışı
    Öksürme veya hırıltı
    Terleme
    Cildinizin renginde değişiklikler
    Bu belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız, derhal tıbbi yardım alın.

    Farklı oksijen terapileri nelerdir?
    Kullanılabilen çeşitli farklı oksijen terapileri vardır. Bunlar şunlardır:
    -Oksijen gazı tedavisi
    -Sıvı oksijen tedavisi
    -Oksijen konsantratörler ile tedavi
    -Hiperbarik oksijen tedavisi

    Oksijen gazı
    Oksijen taşınabilir bir cihazda saklanabilmektedir. Bu cihazları piyasadan bulunabilmektedir . Ev
    içinde daha büyük ve sabit cihazlar, ev dışında kullanmak içinse daha küçük bir oksijen tankı edinilebilir. Daha küçük tanklar oksijen korumalı cihazlarla birlikte kullanılabilir, böylece oksijen kaynağı daha uzun sürer.



    Sıvı oksijen
    Sıvı oksijen de taşınabilir halde edinilebilir. Sıvı oksijen daha fazla yoğun olduğundan, daha küçük tüplere sığmaktadır. Bu cihazlar aktif kişiler için daha pratiktir.

    Oksijen konsantratörler
    Oksijen konsantratörler diğer seçeneklere göre taşınması zordur. Oksijen konsantratörü
    odada bulunan oksijeni, terapötik kullanım için yoğunlaştırır ve temizler. Konsantratörlerin yararları, daha ucuz olmaları ve dolum tankları gerektirmemeleridir. Taşınabilir versiyonlar mevcuttur. Ancak, çoğu model gerçekten taşınabilir olmak için çok büyüktür.
    Oksijen tanktan, bir hortum yolu ile dağıtılır. Akciğerlere burun hortumu, bir yüz maskesi veya doğrudan kişinin nefes borusuna yerleştirilen bir hortum yoluyla girer.

    Hiperbarik oksijen tedavisi
    Hiperbarik oksijen tedavisi diğer oksijen tedavisi yöntemlerinden farklıdır. İnsanlar basınçlı bir
    odada saf oksijenle nefes alacaktır. Hiperbarik odalarda hava basıncı normal hava basıncı seviyelerinin üç veya dört katına çıkarılır. Bu, vücudun dokusuna verilen oksijen miktarını artırır. Bu tip oksijen iletimi genellikle kan damarlarınızdaki yaraları, ciddi enfeksiyonları veya hava kabarcıklarını tedavi etmek için kullanılır.

    Hiperbarik tedavi, dikkatli bir şekilde yapılmalı, kan oksijen seviyesi çok yüksek olmamalıdır.

    Oksijen tedavisinin faydaları nelerdir?
    Oksijen tedavisi, gerekçesine bakılmaksızın sıklıkla düşük oksijen seviyesine sahip olanlar
    için son derece faydalı olabilir. Gerekirse, düzenli olarak oksijen tedavisi kullanmak, insanların nefes darlığını azaltarak daha aktif ve hareketli olmalarını sağlayabilir. Ayrıca yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir ve yaşam sürenize olumlu etki yapar.

    Oksijen tedavisinin diğer faydaları:
    Baş ağrısı
    Sinirlilik Hali
    Yorgunluk
    Şişmiş ayak bilekleri
    Oksijen tedavisi, kronik akciğer rahatsızlığı olan çocukların büyümesine ve gelişmesine
    yardımcı olabilir. Ayrıca düşük oksijen seviyelerinin neden olduğu baş ağrıları ve davranış
    değişiklikleri gibi semptomları da azaltabilir.

    Oksijen tedavisi ve KOAH
    Şiddetli KOAH’lı birçok insan uzun süreli oksijen tedavisi görmektedir. KOAH artmış nefes
    darlığına yol açan ileri derece akciğer hastalığıdır. Bazı kişilerin zamanla azalan akciğer fonksiyonları azalır ve bu rahatsızlığı gidermek için oksijen takviyesine ihtiyaç duyarlar.

    Uzun süreli, düzenli oksijen tedavisi, KOAH hastaların yaşam kalitesini ve ömrünü önemli
    ölçüde artırabilir. Birçoğunun her gün en az 15 saat oksijen tedavisi alması gerekebilir.

    Tıbbi Açıdan Oksijen Tedavisi
    Doktorunuz oksijen terapisine başlamak için size bir reçete yazacaktır. Bunu reçete cihazı nasıl kullanacağınızı ve ne sıklıkta kullanmanız gerektiğini anlatır. Bu reçetede, cihazın akış hızını ve dakika başına ne kadar oksijene ihtiyacınız olduğunu belirtir.

    Burada önemli olan doktorunuzun talimatlarına harfiyen uymanızdır.

    Güvenlik ipuçları
    Bir kişinin oksijen kullandığı odada sigara içmeyin.
    Ciddi komplikasyonların önlenmesine yardımcı olmak için evinizde daha fazla yangın alarmı
    yerleştirin.

  3. #33
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: umit ile saglıklı yaşam

    Sürekli Uyku Hali ve Hayatınız Üzerindeki Etkileri
    Herkes zaman zaman enerji düşüklüğü yaşayabilir fakat gündüzleri aşırı yorgunluk ve sürekli uyku hali hissediyorsanız bu durum için önlem almalısınız. Özellikle günlük aktivitelerinizi
    engelleyen aşırı yorgunluk hali, nerede olursanız olun verimliliğinize olumsuz yönde etki
    edecektir.

    Yorgun olmak doktora görünmek için bir neden gibi görünmeyebilir fakat sürekli uyku hali,
    ilerisi için ciddi sorunlara sebep olabilecek bir durumdur.

    Sürekli Uyku Hali ve Hayatınız Üzerindeki Etkileri


    1.Uyku Yoksunluğu
    Gündüz aşırı uykulu olmanıza yol açan uyku yoksunluğu, karar verme ve karar vermeden
    sorumlu beyin alanlarını olumsuz etkiler. Yapılan bir araştırma, uyku halinin, kişisel ikilemler
    ve durumlar hakkında alacağınız kararları etkilediği ve uyku problemi olmayan kişilere
    göre yanlış karar alabilme potansiyelinin arttığı bilinmektedir.



    2.Konsantrasyon Bozukluğu
    Gündüz vakti, aşırı uykulu hissetmeniz kronik yorgunluk belirtisi olabilir. Özellikle yoğun
    çalışan kişiler, yaşadıkları sürekli uyku hali sebebiyle çalışma hayatlarında konsantrasyon
    bozukluğu yaşadıklarını belirtmişlerdir. Bu sebeple işlerine odaklanamama ve hata yapma
    olasılıkları da artmaktadır.

    3.Verimlilikte Düşüş
    Sürekli uyku hali sebebi ile, yavaşlayan algı seviyeniz ve düşük konsantrasyon, gün boyunca
    üretkenliğinizin azalmasına sebep olur. Bu durum hem çalışırken hem de öğrenirken
    motivasyonunuzun düşmesine ve öğrenme güçlüğü çekmenize neden olacaktır.



    4.Trafikte Artan Kaza Riski
    Uyku yoksunluğu yaşayan kişiler neredeyse alkollü araç kullanan kişiler kadar trafikte tehlike
    arz etmektedir. Bu sebeple, uyku yoksunluğu problemi yaşayanların, özellikle uzun yola
    çıkmadan, problemin çözümü için gerekli adımı atmalarını tavsiye ediyoruz. Uykulu araç kullnma,
    alkollü araç kullanma kadar tehlikeli olabilir.





    5.Sağlık Sorunları
    Gündüz aşırı uykunun artmasına neden olan, uyku yoksunluğu da sağlığınız üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Potansiyel olarak, yüksek tansiyon, depresyon ve obezite gibi uzun vadeli etkilere ek olarak, anksiyete ve hafıza problemleri gibi kısa vadeli problemlere de sebep olur. Uyku yoksunluğu yaşayanların, kalp krizi ve inme riski, yoksunluk yaşamayanlara göre daha fazla olabileceği gözlemlenmiştir.



    6.Aşırı Uyku Hali ile Yaşamak
    Gündüz aşırı uyku halinden muzdaripseniz yapabileceğiniz en iyi şey bir doktora görünmektir.
    Aşırı uykulu olmanın birçok nedeni olabilir, obstrüktif uyku apnesi (OSA), narkolepsi ve gibi uyku bozukluklarını içerir. Doktorunuz ile görüşerek, davranışsal, psikolojik veya tıbbi
    tedaviler ile uyku sorununuza kesin bir çözüm bulabilirsiniz.

    Güzel bir uyku için tavsiyeler
    Uyku kalitenizi iyileştirmek için tavsiyeler:

    Yatmadan önce ışıkları kısabilir ya da karanlık bir ortamda kendinizi uykuya hazırlayabilirsiniz.
    Yatmadan en az dört saat önce kafein kullanmayın.
    Alkol uyku kalitesini azalttığı için uyku saatinize yakın bir zamanda alkol tüketmeyin.
    Saati kendinizden uzaklaştırın. Saate sürekli bakma eğilimi uyku hazırlık aşamasında sizi strese sokabilir.
    Feng shui gibi yatak odası tasarım prensiplerini uygulayarak veya uyku için aromaterapi yağlar kullanarak huzurlu bir uyku ortamı yaratın.

  4. #34
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: umit ile saglıklı yaşam

    Sürekli Uyku Hali ve Hayatınız Üzerindeki Etkileri
    Herkes zaman zaman enerji düşüklüğü yaşayabilir fakat gündüzleri aşırı yorgunluk ve sürekli uyku hali hissediyorsanız bu durum için önlem almalısınız. Özellikle günlük aktivitelerinizi
    engelleyen aşırı yorgunluk hali, nerede olursanız olun verimliliğinize olumsuz yönde etki
    edecektir.

    Yorgun olmak doktora görünmek için bir neden gibi görünmeyebilir fakat sürekli uyku hali,
    ilerisi için ciddi sorunlara sebep olabilecek bir durumdur.

    Sürekli Uyku Hali ve Hayatınız Üzerindeki Etkileri


    1.Uyku Yoksunluğu
    Gündüz aşırı uykulu olmanıza yol açan uyku yoksunluğu, karar verme ve karar vermeden
    sorumlu beyin alanlarını olumsuz etkiler. Yapılan bir araştırma, uyku halinin, kişisel ikilemler
    ve durumlar hakkında alacağınız kararları etkilediği ve uyku problemi olmayan kişilere
    göre yanlış karar alabilme potansiyelinin arttığı bilinmektedir.



    2.Konsantrasyon Bozukluğu
    Gündüz vakti, aşırı uykulu hissetmeniz kronik yorgunluk belirtisi olabilir. Özellikle yoğun
    çalışan kişiler, yaşadıkları sürekli uyku hali sebebiyle çalışma hayatlarında konsantrasyon
    bozukluğu yaşadıklarını belirtmişlerdir. Bu sebeple işlerine odaklanamama ve hata yapma
    olasılıkları da artmaktadır.

    3.Verimlilikte Düşüş
    Sürekli uyku hali sebebi ile, yavaşlayan algı seviyeniz ve düşük konsantrasyon, gün boyunca
    üretkenliğinizin azalmasına sebep olur. Bu durum hem çalışırken hem de öğrenirken
    motivasyonunuzun düşmesine ve öğrenme güçlüğü çekmenize neden olacaktır.



    4.Trafikte Artan Kaza Riski
    Uyku yoksunluğu yaşayan kişiler neredeyse alkollü araç kullanan kişiler kadar trafikte tehlike
    arz etmektedir. Bu sebeple, uyku yoksunluğu problemi yaşayanların, özellikle uzun yola
    çıkmadan, problemin çözümü için gerekli adımı atmalarını tavsiye ediyoruz. Uykulu araç kullnma,
    alkollü araç kullanma kadar tehlikeli olabilir.





    5.Sağlık Sorunları
    Gündüz aşırı uykunun artmasına neden olan, uyku yoksunluğu da sağlığınız üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Potansiyel olarak, yüksek tansiyon, depresyon ve obezite gibi uzun vadeli etkilere ek olarak, anksiyete ve hafıza problemleri gibi kısa vadeli problemlere de sebep olur. Uyku yoksunluğu yaşayanların, kalp krizi ve inme riski, yoksunluk yaşamayanlara göre daha fazla olabileceği gözlemlenmiştir.



    6.Aşırı Uyku Hali ile Yaşamak
    Gündüz aşırı uyku halinden muzdaripseniz yapabileceğiniz en iyi şey bir doktora görünmektir.
    Aşırı uykulu olmanın birçok nedeni olabilir, obstrüktif uyku apnesi (OSA), narkolepsi ve gibi uyku bozukluklarını içerir. Doktorunuz ile görüşerek, davranışsal, psikolojik veya tıbbi
    tedaviler ile uyku sorununuza kesin bir çözüm bulabilirsiniz.

    Güzel bir uyku için tavsiyeler
    Uyku kalitenizi iyileştirmek için tavsiyeler:

    Yatmadan önce ışıkları kısabilir ya da karanlık bir ortamda kendinizi uykuya hazırlayabilirsiniz.
    Yatmadan en az dört saat önce kafein kullanmayın.
    Alkol uyku kalitesini azalttığı için uyku saatinize yakın bir zamanda alkol tüketmeyin.
    Saati kendinizden uzaklaştırın. Saate sürekli bakma eğilimi uyku hazırlık aşamasında sizi strese sokabilir.
    Feng shui gibi yatak odası tasarım prensiplerini uygulayarak veya uyku için aromaterapi yağlar kullanarak huzurlu bir uyku ortamı yaratın.

  5. #35
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: umit ile saglıklı yaşam

    Ketojenik Diyet ile Sağlıklı Zayıflama
    Ketojenik diyet, vücudu ketoz olarak bilinen metabolik bir duruma sokan düşük
    karbonhidratlı, protein ve yüksek yağlı diyettir.

    Vücudunuz ketoz durumundayken, karaciğer vücut için ana enerji kaynağı olan ketonları
    üretir. Ketojenik diyet ayrıca keto diyeti, düşük karbonhidrat diyeti ve düşük karbonhidrat
    yüksek yağ (LCHF) diyeti olarak adlandırılır.

    Keto diyetini farklı kılan nedir?



    Vücudunuzun bir yağ yakıcı olarak bir şeker yakıcıdan daha verimli çalışacak şekilde
    tasarlandığı önermesine dayanır.

    Yağ mı? Şeker mi ?

    Karbonhidrat açısından yüksek bir şey yediğinizde, vücudunuz glikoz ve insülin üretecektir.



    • Glikoz, vücudunuzun enerji olarak dönüştürülmesini ve kullanılmasını sağlayan en kolay
    moleküldür, bu yüzden vücudunuz için tercih edilen enerji kaynağıdır.

    • İnsülin, kan dolaşımınızdaki glikozu vücudunuzda işlemek için üretilir.

    Oldukça ilgi çekici değil mi?

    Glikoz birincil enerji kaynağı olarak kullanıldığında, enerji için yağlar ihtiyaç duyulmaz ve vücudumuzda depolanır. Standart diyetlerde glikoz, diyet programınızda bulunan ana enerji kaynağıdır.

    Bu durum ilk başta sorun gibi gözükmese de vücudun o kadar çok glikozu depolayamadığı zaman, bir sorun haline gelir çünkü ekstra glikoz daha sonra depolanan yağa dönüşür.
    Vücudunuz ana enerji kaynağı olarak glikoz kullandığı için yağa dönüştürülen glikoz kullanılmaz. Böylece kilo almanız önündeki tüm engeller de kalkmış olur.

    Ketojenik Diyet Nedir?
    Şeker yakmak yerine yağ yakmalıyız. Karbonhidrat alımını azalttığınızda, vücut alternatif bir enerji kaynağı aramaya başlar ve vücudunuz ketoz olarak bilinen bir metabolik duruma girer. Ketoz doğal bir süreçtir ve insan vücudunu düşündüğünüzde mükemmel bir anlam ifade eder.

    Muhtemelen haftalarca yemeksiz kalabileceğinizi, ancak sadece birkaç gün susuz yaşayabileceğinizi duymuşsunuzdur. Bunun nedeni ketozdur. Çoğu insanın, bir süreliğine
    hayatta kalmak için vücudunda yeterli yağ bulunur. Vücudunuz ketoz durumunda olduğunda,
    ketonlar üretir. Ketonlar karaciğerin yağ yakımından kaynaklanır.



    Neden vücut karaciğerdeki yağları sürekli yakmıyor?



    Vücudunuz insülin ürettiğinde, insülin yağ hücrelerinin kan dolaşımına girmesini önler, böylece yağlar vücutta kalırlar. Karbonhidrat alımını düşürdüğünüzde, kan şekeri düzeyleriyle birlikte glukoz seviyeleri düşer ve bu da vücudunuzdaki insülin seviyesini düşürür.

    Bu, yağ hücrelerinin depoladıkları suyu serbest bırakmalarını sağlar (bu yüzden ilk önce su ağırlığında bir düşüş görürsünüz) ve daha sonra yağ hücreleri kan dolaşımına girebilir ve karaciğere yönelebilir.

    Bu keto diyetinin son amacıdır. Bu durumda vücudunuz optimal düzeyde keton üretirken, siz de hem daha sağlıklı, hem de daha dinç hissedecek aynı zamanda kilo kaybetmeye başlayacaksınız.

    Ketojenik Diyetin Faydaları
    İnsanlar keto diyetinin hayatlarını değiştirdiğini söylediklerinde abartmıyorlar. Ketojenik diyete
    geçmeye karar verdiğinizde, bunun sadece bir diyetten fazlası olduğunu çabucak fark ediyorsunuz. Ketojenik diyet, vücudunuza çok sayıda fayda sağlayan tamamen yeni bir yaşam tarzıdır.

    Kilo kaybı
    Çoğu insan kilo vermek için belirli tarzlarda diyetlere yönelirler fakat keto diyeti sağlıklı bir
    şekilde kilo vermenin en etkili yollarından biridir. Ketojenik diyet vücut yağını bir enerji kaynağı olarak kullandığı için, kilo vermeye yardımcı olur.

    Ketoda, yağ hücrelerinizin karaciğere gitmesine ve ketonlara dönüşmesine izin veren insülin (yağ depolayan hormon) seviyeleri düşer. Vücudunuz etkili bir yağ yakma makinesi haline gelir.

    Kan Şekerinizi Kontrol Altına Alır
    Ne yazık ki, birçok insan vücudunun insülin ile başa çıkamamasından dolayı diyabet hastasıdır. Keto, doğal olarak, çok fazla karbonhidrat yakmaması nedeniyle kan şekeri seviyesini düşürür, böylece vücudunuz glikoz üretemez. Keto’nun diyabet öncesi veya Tip II diyabetli insanlar için büyük yararları olduğu bilinmektedir.
    Ketojenik diyeti, kan şekeri seviyenizi korumanıza yardımcı olduğundan, keto diyeti yaparken
    günlük hayatınızda daha fazla kontrol sahibi olduğunuzun farkına varacaksınız.

    Zihinsel odaklanma
    Keto diyeti ile daha iyi bir zihinsel odaklanmaya sahip olabilirsiniz. Bu, deneyimlenmesi gereken faydalardan biridir. Karbothidratlardan kurtuluncaya kadar, karbonhidrat ağırlıklı gıdaların zihninize olan etkisini fark edemezsiniz.
    Ketojenik diyette ise, zihinsel performansınız artar. İşin aslı, birçok insan sadece bu nedenle keto diyeti yapar. Zihinsel performansta bu artışın nedeni ise, ketonların beyniniz için mükemmel bir enerji kaynağı olmasıdır.

    Vücut Enerjiniz Artar
    Vücudunuz depoladığı glikoz tükendiğinde vücudunuzun yorgun düşer ve daha fazla karbonhidrata ihtiyaç duyar. Karbonhidratlar ayrıca kan şekeri seviyenizde ani artışlara neden olur.
    Keto, vücudunuzun gün boyu daha enerji dolu hissetmesini sağlar ve daha sağlıklıdır.

    Daha İyi İştah Kontrolü
    Karbonhidrat ağırlı diyetlerde , genellikle bir yemek yedikten bir süre sonra çok daha çabuk bir şekilde acıkabilirsiniz.
    Keto diyetinde ise , yağlar sayesinde vücudumuz daha uzun süre doygun hissedecektir. Böylelikle kendinizi aç hissettiğiniz zaman gelen atıştırmalık ihtiyacınıza karşı herhangi bir isteğiniz olmayacaktır.

    Epilepsi
    Keto diyeti, 1900’lerin başından beri epilepsi tedavisi kullanılmıştır. Bugün hala kontrolsüz epilepsi çekenler için en yaygın kullanılan tedavilerden biridir. Epilepsiden muzdarip insanlar için
    ketojenik diyetin büyük bir faydası, ilaçlara bağımlı olma halini azaltmasıdır.

    Kolesterol ve Kan Basıncı
    Ketojenik diyetin trigliserit ve kolesterol seviyesi üzerinde olumlu etki yaptığı gözlemlenmiştir.
    Damarlarda daha az toksik birikim olması, kanın vücudunuzda olması gerektiği gibi akmasını
    sağlar.

    Düşük karbonhidratlı, yüksek yağlı diyetlerde HDL (iyi kolesterol) ve LDL’de (kötü
    kolesterol) düşüş gösterir. Çalışmalar, düşük karbonhidratlı diyetlerin diğer diyetlere göre kan
    basıncında daha iyi iyileşme gösterdiğini göstermiştir. Bazı kan basıncı sorunları aşırı kilo ile ilişkili olduğundan, keto diyet, doğal kilo kaybı nedeniyle bu sorunlara karşı bariz bir savaşçıdır.

    Akneye iyi gelir
    Ketojenik diyeti uygulayan kişilerin ciltlerinde az yağlanmadan kaynaklı sivilce problemlerinde düşüş olduğu gözlemlenmiştir.

    Ketojenik Diyete Nasıl Başlanır ?
    Kendi başınıza ketojenik diyete başlayacaksanız temelde yapılması gerekenler şunlardır:
    • Yemeklerinizi planlayın ve uygulayın,
    • Günlük karbonhidrat hedeflerinizi hesaplayın,
    • Yeterince su için,
    • Yeterli uyku alın

    Keto diyetine başladığınızda günlük makrolarınızın 20 g karbonhidratı aşmamasına özen göstermelisiniz. Tüm şekeri kesmek ve karbonhidrat tüketiminizin büyük bir çoğunluğunu sebzelerden almak amaç.
    Gerçek şu ki, ilk aşamada yapmanız gereken, günlük yemek programınızı yapmak olacaktır.
    Şu anda yemek planlamak havasında değilseniz, keto diyet programına uygun yiyecekleri tüketebilirsiniz fakat , bu durum genellikle makro hedeflerinizin gerisinde kalmanıza yol açacaktır.

    Ketojenik Diyet Listesi
    Ne yazık ki, ketojenik diyette istediğiniz her şeyi yiyemezsiniz. Bununla birlikte, diğer birçok
    diyetin aksine, ketozda kendinizi bulduğunuzda, yiyemeyeceğiniz şeyler için istekleriniz
    genellikle kaybolur.

    Unutmayın, ketojenik diyetin amacı vücudunuzu ketoz haline getirmektir ve bunu yapmak için
    karbonhidrat alımını azaltmanız gerekir. Karbonhidratların sadece sevdiğiniz ama aynı zamanda sizin yediğiniz sağlıklı yiyeceklerden de olmadığını anlamak önemlidir.
    Örneğin, buğday (ekmek, makarna, tahıllar), nişasta (patates, fasulye, baklagiller) ve meyveden kaçınmak en önemli hedefiniz olmalıdır.



    Kaçınılması gereken yiyecekler
    • Hububat – buğday, mısır, pirinç, tahıl
    • Şeker – bal, agave, akçaağaç şurubu
    • Meyve – elma, muz, portakal
    • Yumrular – patates, yams
    • Baklagiller

    Yemekler
    • Etler – balık, sığır eti, kuzu, kümes hayvanları, yumurta
    • Ispanak, lahana
    • Brokoli, karnabahar
    • Yüksek yağlı süt ürünleri – sert peynirler,tereyağı
    • Kuruyemiş ve tohumlar – ceviz, ayçiçeği tohumu
    • Avokado ve çilek – ahududu, böğürtlen ve diğer düşük glisemik etkili meyveleri
    • Tatlandırıcılar – stevia, eritritol, keşiş meyvesi ve diğer düşük karbonhidratlı tatlandırıcılar
    • Diğer yağlar – hindistancevizi yağı, yüksek yağlı salata sosu, doymuş yağlar, vb.



    Ketojenik diyet yüksek yağlı bir diyet olduğundan, günlük kalorilerinizin çoğu yağlardan gelir.
    Günlük ketojenik diyetinizde, net karbonhidrat 20 gramı geçmemelidir.

    Ketojenik Diyette Sebzeler
    Sebzeler ile ketojenik bir diyet zordur çünkü sebzelerin sağlıklı olduğu düşüncesiyle yetiştirildik. Ancak, bugün tükettiğiniz sebzelerin neredeyse tamamı karbonhidrat içerir.


    Keto Diyeti ve Proteinler
    Balık tercihen, yayın balığı, uskumru, somon, alabalık ve orkinos. Daha yağlı balık daha iyidir.
    Kabuklu deniz ürünleri, istiridye, ıstakoz, yengeç, midye ve kalamar.
    Bütün yumurtalar, mümkünse organik ve Omega-3 açısından zengin. Haşlanmış veya omlet şekilden tüketebilirsiniz.
    Sığır eti. Kıyma, biftek, kızartmalar ve güveç eti. Mümkün olduğunda yağlı kesiminden tüketin.
    Kümes hayvanları. Tavuk, hindi, ördek, bıldırcın, sülün vb.
    Sakatat. Kalp, karaciğer, böbrek ve dil. Sakatat, vitamin / besin açısından en iyi kaynaklarından biridir.
    Pastırma ve sucuk. Mümkün olduğunca katkı maddeleri olmamalı.
    Doğal ve şekersiz fıstık ezmesi, bademli tereyağı
    Keto Diyeti ve Sebzeler
    Diyet esnasında sebzelere karşı dikkatli olmalısınız, öğünlerinize eklediğiniz sebzeleri (ve bunların karbonhidrat sayılarını) izleyin. Özellikle alımınızı sınırlandırmaya çalışın:

    Yüksek karbonhidratlı sebzeler: Soğan, havuç, sarımsak, mantar ve kabak,
    Patlıcangiller: Domates, patlıcan ve biber,
    Meyveler: Ahududu, böğürtlen ve yaban mersini,
    Turunçgiller: Limon, portakal
    Tamamen nişastalı sebzelerden ve patates ve muz gibi meyve, sebzelerden kaçının.

    Keto Diyeti ve Süt Ürünleri
    Keto’da yiyebileceğiniz bazı süt ürünü örnekleri:

    Yoğurt, iyi çırpılımış krema, süzme peynir, krem peynir, mozzarella peyniri, kaşar peyniri, parmesan ve beyaz peynir.
    Süt içeren mayonez ve mayonez alternatifleri.

    Ketozise Nasıl Ulaşılır?
    Ketoz seviyesine mümkün olduğu kadar çabuk ulaşmanız gerekmese de, birçok insan ketozisi, keto yolculuğunda ilk başarılı kilometre taşları olarak görür.
    Aşağıdaki adımlar, bunu başarmada size yardımcı olacaktır:

    Ketozis seviyenizi artırmanın farklı yollarını en etkiliden en az etkiliye doğru şu şekilde
    sıralayabiliriz:
    Karbonhidrat alımını kısıtlamak: Günlük 20 gram ve altı, sıkı bir düşük karbonhidrat diyeti
    olarak kabul edilir. Ketozise ulaşmak için lif alımını kısıtlamanız gerekmez.
    Protein alımını azaltmak: Eğer mümkünse protein alımınızı vücut ağırlığınızın her 1
    kilogramı için 1 gram olacak şekilde düzenleyin. Özellikle kilo fazlanız varsa, ulaşmayı
    hedeflediğiniz kilo başına 1 gramı hedefleyebilirsiniz. Kişilerin optimal ketozis seviyesine
    ulaşmak için çabalarken yaptıkları en büyük hata, genellikle gerekenden fazla protein almak
    oluyor.
    Doyabilmek için yeterince yağ alın. Yağ tüketimi, ketojenik diyetlerle açlık arasındaki en
    büyük fark; ayrıca ketozise ulaşmak için yağ alımı gerekli. Yağlar aynı zamanda, ketojenik
    diyetlerin sürdürülebilir olmasını sağlayan ve bu diyetleri açlıktan ayıran temel fark.
    Aç olmadığınızda atıştırmayın. Gereksiz atıştırmalıklar kilo kaybını yavaşlatırken ketozis
    seviyesini azaltıyor.
    Gerekiyorsa intermittent fasting (aralıklı oruç) yapın. Aralıklı oruçlar keton seviyelerini
    arttırmakta oldukça etkili olduğu gibi, kilo kaybını ve tip 2 diyabetin iyileşmesini hızlandırıyor.
    Egzersiz yapın. Düşük karbonhidrat diyeti yaparken herhangi bir fiziksel aktivitede bulunmak keton seviyesini de arttırıyor.
    Ketozis’te olup olmadığını nasıl anlarsınız?

    •Ağız kuruluğu ve su içme ihtiyacında artış: Yeterince su içmediğinizde, suyun içerisinde yer
    alan tuz gibi elektrolitleri de alamaz, dolayısıyla ağız kuruluğu hissedersiniz. Yeterince su
    içmeye özen gösterin.

    •Tuvalet ihtiyacında artış: Bir keton türü olan asetoasetat, tuvalet ihtiyacınızı arttırırken, ketozisin idrar çubuklarıyla test edilebilmesini sağlar. Özellikle başlangıçta artan tuvalet ihtiyacı, daha çok susamanızın da temel nedenlerinden biridir.



    •Keto nefesi: Keto nefesi, aseton adı verilen keton türünün nefesiniz yoluyla ağzınızdan çıkarken oluşturduğu ve nefesinizin zaman zaman tatlımsı kokmasına neden olan bir durumdur.

    Ketoziste olduğunuzu anlamanıza yardımcı olacak diğer pozitif göstergeleri ise şöyle
    sıralayabiliriz:

    •Açlık hissinde azalma: Ketojenik diyet uygulayan pek çok kişi, iştah ve açlık hissinde gözle
    görülür bir azalma olduğunu belirtiyor. Bunun sebebi, ketojenik diyet esnasında vücudun yağ
    depolarını yakma yeteneğinin artması. Pek çok insan günde 1 ya da 2 defa yemek yiyerek,
    bir nevi intermittent fasting uygulamış oluyor. Bu hem vakit hem de nakit tasarrufu sağlarken,
    kilo kaybını da hızlandırıyor.

    •Enerji artışı: Ketojenik beslenmeye başladığınızda keto flu denilen ve birkaç gün sürebilen
    yorgunluğu üzerinden attıktan sonra, enerji seviyenizde belirgin bir artış olur. Bu durum
    konsantrasyon ve bilinç artışı olarak da hissedilebilir.

    Ketojenik Diyet Çeşitleri
    Özellikle egzersiz yapan kişilerden gelen ortak bir soru, ketojenik diyeti yaparken iken kas
    yapıp yapamayacağınızdır. Keto diyeti esnasında kas çalışmak istiyorsanız, vücut kütlesinin yağsız kilogramı başına 1.0 – 1.2g protein tüketmeniz önerilir.

    Buna ek olarak ihtiyacınız dahilinde aşağıda bulunan keto diyetlerini de uygulayabilirsiniz.

    • Standart Ketojenik Diyet (SKD): Herkesin bildiği ve çoğu insanın kilo vermeyi hedefledikleri
    klasik keto diyetidir.
    • Hedeflenen Ketojenik Diyet (TKD): Bu, SKD’yi takip ettiğiniz, ancak egzersizinizden önce az
    miktarda hızlı sindirim yapan karbonhidrat aldığınız küçük bir varyasyondur.
    • Döngüsel Ketojenik Diyet (CKD): Bu genellikle vücut geliştiriciler tarafından kullanılan daha
    karmaşık bir varyasyondur. Bu varyasyonda, kendinizi glikojen ihityacınızı tamamen karşılamak için haftada bir gün ayırırsınız.

    Eğer oldukça sıkı çalışıyorsanız, TKD veya CKD size göre olabilir.

    Ketojenik diyetle ilgili tavsiyeler
    Ketojenik diyetleri kolay ve keyifli hale getirmek için pek çok yöntem bulunuyor. Peki sevdiğiniz keto kahvaltıları nasıl hazırlarsınız? Nasıl daha fazla yağ tüketebilirsiniz? Ve dışarıda yemek yerken nelere dikkat etmelisiniz?

    Kahvaltı

    Kahvaltı, ketojenik beslenmeniz için mükemmel bir öğün. Çünkü neredeyse hepimiz yumurta
    yemeyi seviyoruz.

    Bir diğer seçeneğiniz, kahvaltıda yalnızca bir bardak kahve içmek olabilir. Düşük karbonhidrat ve yüksek yağ – keto diyeti uygularken açlık hissiniz de azalacağından, çoğu zaman kahvaltı etme ihtiyacı duymayabilirsiniz.

    Yemek

    Peki öğlen ve akşam yemeklerinde ne yapmalı? Et, balık ya da tavukla beraber, doymuş yağ bakımından zengin bir sos ve bol yeşillikle tüketebilirsiniz.

    Dışarda yemek yerken

    Büfede, bir arkadaşınızın evinde ya da restoranda nasıl keto beslenebilirsiniz? Temel nokta; ekmek ya da makarna gibi nişastalı gıdalardan uzak dururken, tabağınızı tereyağı ya da zeytinyağı gibi doğal yağlar ile doyurucu hale getirmek.

    Ekmek tüketimi

    Eğer ekmek yememekte zorlanıyorsanız, farklı kaynaklarda bulabileceğiniz düşük karbonhidratlı ekmek tariflerini deneyebilirsiniz.

    Keto Diyeti ve Yağ Tüketimi

    Yağ, ketojenik beslenmeyi doyurucu kılan temel faktör. Yemeklerinizi yağ ile pişirerek, yağlı
    soslar hazırlayarak, tariflerinize peynir ya da avokado gibi yağlı tatlar ekleyerek yağ
    tüketiminizi arttırabilirsiniz.

    Dikkat: Ketojenik diyet uygularken en sık yapılan hatalardan biri, hazır olarak satılan “düşük
    karbonhidratlı” ürünlerin tuzağına düşmek. Unutmayın, etkili bir ketojenik diyet, gerçek gıdaları temel almalı.

    Ketojenik Diyeti ve Egzersiz
    Egzersiz yapan insanların en büyük merakı ketojenik diyetinin fiziksel performanslarını etkileyip etkilemeyece gerçeğidir. Böyle bir durum uzun vadede doğru olmasa da, kısa vadede küçük bir düşüş yaşamanız mümkündür. Çünkü vücudunuzun dengeyi bulabilmek için biraz süreye ihtiyacı olacaktır.

    İlginizi Çekebilir:10 Basit Adımla Bölgesel İncelme
    Ketojenik Diyetin Zararları


    Ketojenik beslenmenin tehlikeleri var mı?

    Vücudunuz çok fazla keton üretiyorsa, o zaman ketoasidoza girer. Bu durumun, normal koşullarda ortaya çıkma olasılığı düşüktür, çünkü çoğu insan, ketozis için ideal aralıklar elde
    etmekte zorlanır, bu yüzden tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyduğunuz aralığa ulaşmanız pek
    olası değildir.

    Vücuduma Ne Oluyor?

    Vücudunuz karbonhidrat ağırlıklı beslenmeden sonra geçiş aşamasında, enerji için yağların
    parçalanmasıyla başa çıkmaya hazır olmayacaktır. Keto’ya geçiş yaparken vücudunuzun tüm
    glikojen depolarını kullandığı ve keton üretmek için yağ parçalamak için yeterli enzime sahip
    olmadığı bir geçiş döneminiz olacaktır.

    Bu durumda, kendinizi uyuşuk ve bitkin hissedebilirsiniz. Keto diyetin ilk haftasında, birçok kişi baş ağrısı, zihinsel yorgunluk, baş dönmesi ve ağırlaşma hissedebilir. Bu durum, elektrolit kaybından kaynaklanır, dolayısıyla gün boyunca programınıza devam etmeniz önemlidir. Böyle bir hissiyata sahip olursanız, tuzlu su ile durumu bir nebze de olsa kurtarabilirsiniz. Sodyum, çok ihtiyaç duyulan elektrolitlerin yenilenmesine yarar ve vücutta su tutmaya yardımcı olur.

    Keto Gribi
    Keto grip, bazı kişilerin ketoya geçerken karşılaştığı çok yaygın bir deneyimdir. Genellikle birkaç gün içinde geçer, ancak buna karşı aktif önlemler almazsanız, daha uzun süre kalabilir.

    Ketoya geçiş yaparken, yorgunluk, baş ağrısı, mide bulantısı ve kramplar ile birlikte biraz rahatsızlık hissedebilirsiniz. Kulağa eğlenceli gelmiyor ama bunun neden olduğunu anlamak
    önemlidir.

    • Ketojenik diyet esnasında, her zaman elektrolit ve su kaybediyorsunuz. Bununla mücadele
    etmek için, bir bulyon küpünden güzel bir içecek hazırlayabilirsiniz.
    • Geçiş yapıyorsunuz. Uzun bir süredir vücudunuzu aldığınız karbonhidratı glikojene dönüştürmeye alıştırdınız, böylece keto’ya geçiş yaptığınızda, vücudunuzun yeni düzene alışmak yapmak için zamana ihtiyacı vardır.

    Keto Diyetinde Yan Etkiler
    Vücudunuzun kimyasında yaptığınız bu değişikliğin zaman zaman yan etkileri olacaktır. Sonuçta yıllardır süre gelen beslenme düzeninizi değiştiriyorsunuz ve bazı yan etkilerin ortaya çıkması gayet normaldir.

    Kramplar

    Keto, bir idrar söktürücüdür, vücudunuz sıvı kaybediyorsa, kramplara neden olabilir. Bunları önlemek için, keto gribini önlemek için yaptığınız aynı şeyi yaparsanız ve bu da su ve sodyum alımınızı artırır. Krampların hala devam ettiğini fark ederseniz, magnezyum takviyesi almayı düşünebilirsiniz.

    Kabızlık

    En yaygın kabızlık nedeni dehidrasyon olduğu için, her gün içtiğiniz su miktarını arttırarak
    bunu önlemeye yardımcı olabilirsiniz. Ayrıca yediğiniz sebzelerin lif içerdiğinden emin olmalısınız.

    Kalp çarpıntısı

    Bu durum kulağa daha korkutucu geliyor. Kalbiniz, ketojenik diyete geçerken daha hızlı çarpabilir ve bu durumda zorlanmanıza sebep olabilir.
    Eğer sorun uzun bir süre devam ederse, o zaman yeterince su içtiğinizden ve yeterince tuz
    aldığınızdan emin olmalısınız. Sorunun halen devam etmesi durumunda, potasyum takviyesi
    almanız gerekebilir.

    Yukarıda belirttiğimiz gibi, ketojenik diyet sağlık ve beslenme açısından faydalı bir diyettir. Keto diyetini denemeye karar verdiyseniz, vücudunuzu ihtiyacı olan programa göre kendi listenizi oluşturun ve kurallara dikkatle uyun.

    Diyeti yapmaya karar verirseniz, doktorunuza danışmanız, istenmeyen yan etkiler açısından tercih edilmektedir.


    TuFaN34 is nu online TuFaN34 isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin. Mesajı Moderatöre bildir

  6. #36
    UYARI:
    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
    dυѕLєяfσяυм üує

    Standart Cevap: umit ile saglıklı yaşam

    Folik Asit Nedir ve Kilo Kaybına Yardımcı Olur Mu?
    Folat veya B9 vitamini olarak da adlandırılan folik asit, koyu yeşil sebzeler, tam tahıllar, baklagiller, kök sebzeler, süt ve tohumlarda bulunur. Folik asitin eksikliğinin temel sebebi muhtemelen hamilelik ve doğum kusurlarıdır. 1998 yılından itibaren, tahıl ürünleri, doğum kusurları riskini azaltmaya yardımcı olmak için folik asitle takviye edilmeye başlandı.

    Folik asitin vücuttaki rollerinden biri, vücutta yeni DNA, RNA ve yeni hücreler üretmesidir.

    Hamilelik sırasında, bu işlem son derece artmaktadır, bu yüzden hamilelik sırasında yeterince folik asit olması bebeğin sağlığı için önemlidir.



    Folik asit vücutta birçok başka işleve sahiptir, ancak folik asit kilo kaybına yardımcı olur mu?

    Folik Asit Kilo Kaybına Yardımcı Olur Mu?
    Folik Asitin Fonksiyonları
    Vücutta yeni hücrelerin oluşmasına yardımcı olmanın yanı sıra, folik asit yeni kırmızı kan hücreleri yapmak için kullanılır. Böylece, demir ve diğer besin maddeleri gibi, folik asit eksikliği de anemiye yol açabilir.

    Folik asit, B6 ve B12 ayrıca kanda homosistein düzeylerinin daha düşük olmasına yardımcı olur. Yüksek düzeyde homosistein, kardiyovasküler hastalık riskini artırabilir.



    Folik asitin diğer önemli bir işlevi de beyin sağlığına ilişkindir. Kandaki düşük seviyelerde folik asit ve yüksek düzeyde homosistein, zayıf bilişsel sağlıkla ilişkilendirilebilir.

    Folik asit, kognitif fonksiyon için yararlı olan, omega 3 metabolitlerini kanda tutmaya yardımcı olur. Kanda daha yüksek seviyelerde folik asit ve omega 3’e sahip olmak, beyin sağlığı ve bunama ve depresyon riskini azaltmak açısından avantajlı olabilir.

    Tüm B vitaminleri, vücudun karbonhidratları ve enerji için yağları parçalamasına yardımcı olmada bir role sahiptir. Koenzimler olarak kabul edilirler; Metabolik süreçler için gerekli olan enzimleri “açmak” için yardımcı olurlar.

    Yeterli Folik Asit Almama Riskleri
    Yeterli folik asit almayanların sahip olduğu bazı belirtiler şunlar olabilir: iştah kaybı, dilin iltihabı, düşük iştah, düşük enerji, zihinsel bulanıklık veya ishal. Yeterince folat almamak megaloblastik anemiye yol açabilir.

    Hamile kadınlar için yeterince folat alma riski, doğum kusurlarının armasına sebep olabilir.

    İrritabl bağırsak sendromu (IBS), çölyak hastalığı veya besin emilimini etkileyen diğer rahatsızlıkları olan kişiler, yeterli folatı emmemede risk altında olabilir. Alkol ayrıca folik asit emilimine de müdahale edebilir.

    Folik Asit Kilo Kaybına Yardımcı Olur Mu?
    Folik asitin kilo almanıza yardımcı olacağını öne sürmek için güçlü bir kanıt yoktur. Kilo regülasyonunu ve metabolizmasını etkileyen birçok faktör vardır.

    Bir folik asit takviyesi almaya başlarsanız, muhtemelen bir doz folik asit aldığınız için büyük bir kilo kaybı olmaz.

    Folat eksikliğiniz varsa ve diyetinizde ya da ek yoluyla daha fazla yer almaya başlarsanız, enerji düzeyinizi etkileyen herhangi bir belirtiyi tersine çevirebilirsiniz.

    Bu durumda, folat eksikliği anemisinin neden olduğu düşük enerjiyi tersine çevirmek için daha fazla folat almak kilo vermede yardımcı olabilir, çünkü artık daha fazla hareket etmek için daha fazla enerjiniz olacaktır.

    Bu muhtemelen çoğu insan için norm değildir.

    Bazen B vitaminleri, kilo kaybı takviyeleri veya enerji içeceklerine gerçekten yüksek miktarlarda eklenir, çünkü karbonhidratları ve enerji için yağları parçalamak için kullanılırlar.

    Ancak, sadece çok yüksek oranda B vitamini aldığınız için, metabolizmanızın tekrar ortaya çıkacağı anlamına gelmez.

    Muhtemelen ne olacağı, vücudunuzun o zaman ihtiyaç duymadığınız B vitaminlerini dışarıda bırakacaktır.

    B vitaminleri suda çözünür ve vücutta kolayca depolanmazlar, böylece idrar yoluyla atılırlar.

    Çok Fazla Folik Asit Almak Tehlikelimidir?
    Yiyeceklerden çok fazla folik asit almak genellikle bir sorun değildir. 19 yaşın üstündeki erkek ve kadınlar için RDA alımı 400 µg, hamile kadınlar için ise 600 µg’dır.

    Bir folik asit takviyesi almayı düşünüyorsanız, özellikle ilaç kullanıyorsanız özellikle doktorunuza danışın. Folik asit takviyesi bazı takviyelerle etkileşime girebilir.

    800 ug’nin üzerinde almak, sinir sistemini etkileyebilecek bir B12 vitamini eksikliğini maskelemek için bir endişe olabilir.

    İlginizi Çekebilir: Serotonin Hormonu Nedir ve Kolayca Nasıl Artırılır ?
    Sonuç olarak,

    Folik asit birçok sebepten dolayı önemlidir. Karbonhidrat ve yağların enerji için parçalanmasında, kandaki homosistein seviyesinin düşürülmesinde, yeni DNA üretmede ve vücutta yeni alyuvarlar oluşturmak için özel olarak kırmızı kan hücrelerine ihtiyaç duyulmaktadır.

    Folik Asit, hamilelik sırasında önemli bir rol oynar ve hamile kadınlar yeterince folat aldıklarından emin olmalıdırlar. Folat yapraklı yeşillikler, meyveler, kepekli tahıllar, baklagiller ve sütlerde bulunur.

    Folik asit ve kilo kaybı arasında güçlü bir bağlantı yoktur. Tüm vitaminler ve mineraller genel sağlık için önemlidir ve tüm B vitaminleri metabolik süreçler için gereklidir. Sadece bir kilo kaybı takviyesi veya enerji içeceği yüksek B vitaminleri düzeyine sahip olduğu için metabolik hızı arttıracağı anlamına gelmez.

    Yeterli folat seviyesi çoğu insan için diyet kaynaklarından elde edilebilir. Bir takviye almadan önce doktorunuzla konuşun çünkü bir folik asit takviyesi bazı ilaçları etkileyebilir.

Sayfa 4/4 İlkİlk 1234

Sistem Bilgileri

Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir!
Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2021

Uyarı

5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesine göre üyeler yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Yer sağlayıcı olarak hizmet veren sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler e-ticaret ile ilgili iletişime geçilmesi halinde size dönüş yapacaktır.

istanbul escort escort bayan ankara escort betboo tipobet retrobet Bahis siteleri justin tv Tjk canlı tipobet365 tipobet betmatik justin tv goldenbahis giriş escort konya celtabet tv celtabet kamu haber 2019 filmleri slot oyna tombala oyna sincan escort onwin/ komedi filmleri/ ngsbahis betebete piabet bonus veren siteler bedava bonus veren siteler restbet ngsbahis celtabet venusbet giriş ngsbahis celtabet tv liderbahis tv liderbahis sohbet buca escort gaziantep rus escort betist giriş betist mariobet giriş mariobet mariobet mariobet giriş kızılay escort onwin betmatik supertotobet nerobet nerobet giriş nerobet sohbet odaları onsbet onsbet tv onsbet giriş betist giriş mariobet giriş venüsbet giriş sekabet betboo betebet tipobet giriş twitter takipçi satın al grandpashabet liderbahis giriş tulipbet giriş sekabet liderbahis liderbahis tv cratosslot vevobahis giriş asyabahis giriş tipobet giriş baymavi giriş