PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Unutulmuş bir Ramazan ibadeti itikaf



ElifBirgül
22 Temmuz 2012, 16:24
Unutulmuş bir Ramazan ibadeti itikaf


Bugün çoğu insanın adını bile hatırlamadığı itikâf, Ramazana has bir ibadet olsa da, başka zamanlarda da yapılabilir. Bir Müslümanın dışarıyla ilgisini keserek mescitte veya evde ibadet niyetiyle bir süre durması anlamına gelen itikâfın en güzel yaşandığı yer ise Mekke ve Medinedir. Ramazan umresi vesilesiyle Kâbeye, Mescid-i Nebeviye gelen Müslümanlar mescitlere yerleşir, Ramazanın son on günü kendilerini tamamen Allaha verirler.
Büyük ölçüde unutulan ve ihmal edilen Ramazan ibadetlerinden biri de îtikâftır. Bir muhabir eline mikrofon alsa da, halk arasında bir soruşturma yapacak olsa, belki çoğu insanın itikâf kelimesini dahi duymadığını fark edecektir.
İtikâf niye unutulmuş olabilir? Hakkıyla bilinmediğinden mi, yoksa bilenlerin vakit ayırıp yerine getirme imkanı bulamadıklarından mı? Her ikisinde de doğruluk payı var, fakat bu ibadetin bir sünnet-i kifâye olduğunu da belirtmek lazım. Sünnet-i kifaye, bir beldede ve bir bölgede müminlerin bazılarının yerine getirmeleriyle diğerlerinin üzerinden sorumluluğun kalkması anlamına gelen bir ibadet türüdür.
Gerçekten bugün îtikaf ibadetini yapanlar var mı?
Sayıları az da olsa var. Ben şahsen Ramazan ayı içinde İstanbulda ve diğer illerimizde îtikâfa girenleri gördüm, bazılarını da duyup öğrendim. Bu açıdan rahat olabiliriz.

En güzel itikâf Mekke ve Medinede
Ama ideal anlamda, hakkını vererek itikâfın yapıldığı yer Mekke ve Medinedir. Mekkede Harem-i Şerifin özellikle ikinci katında yüzlerce müminin itikâfa girdiklerini her sene görüyorum. Mescid-i Nebevîde itikâf daha fazla ve daha muhteşem yaşanıyor.
Özellikle Mescidin sütunlarının etrafında çok sayıda yastık, battaniye, çay termosunun çokluğu dikkati çekiyor. Bunlar Ramazanın son on gününde gün boyu Mescidde îtikâf için kalan müminlerin kullandıkları en önemli eşyalarıdır. Mescid-i Nebevi Ramazan ayının dışında yatsı ile sabah namazı arası kapalı tutulurken, Ramazan boyu gece gündüz sürekli açık. Mescidde itikâfa girenlerin sayısı o kadar çok ki, elinizi çabuk tutmazsanız yer bulmakta bile zorlanabilirsiniz.
Bizim Türklerden de Ramazan ayı boyunca umreye gidenlerden itikâf ibadetini yerine getirenlere rastlamak mümkün. Her sene Cennet Bahçesinde Minber-i Şerifin hemen solunda kendisine yer edinen bir yakın dostumu her görüşümde dualarını istiyorum.
Böyle mübarek mekânlarda on gün sürekli oruç, namaz, Kurân okuma, zikir, tesbih, evrad ve dua ile meşgul olmak bulunmaz birer fırsattır.

Peygamberimiz nasıl itikâf ederdi?
Îtikâf sünneti asıl itibariyle Ramazanda yapılır ve çok sevaplıdır. İtikâf fiilî bir sünnettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Ramazan orucu farz olduktan sonra her Ramazan Mescidde itikâfa çekilirdi.

Hz. Âişe Validemizin anlattığına göre, Ramazanın son on günü girince Resulullah geceleri ibadetle değerlendirir, ailesini de ibadet etmeleri için uyandırırdı. İbadet için diğer zamanlardan daha fazla gayret gösterirdi. (Müslim, İtikâf:7.)
Hadiste anlatılan bir mana da, Peygamberimizin Kadir Gecesini Ramazanın son on gününde arayın şeklindeki tavsiyeleridir. Bu tavsiyeye öncelikle kendisi uyar ve uygulardı. Ailesini de yanına alarak Rabbine kulluğa açılırdı.
Özellikle Peygamberimizin gece ibadetlerini ve özel ibadet hayatını anlatan Hz. Âişenin ifade ettiğine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz Ramazanın son on günü girince elini eteğini toplar, geceyi ihya eder, ev halkını da uyandırır itikâf ederdi. Bunu vefat edinceye kadar yaptı. Vefatından sonra da hanımları îtikâfa devam ettiler. (Buhari, İtikâf:1;Kadr:5; Müslim, İtikâf:2.)
Efendimizin Mescidde itikâfa çekildiği yeri Abdullah bin Ömer şöyle tarif ediyor:
Resul-i Ekrem Efendimiz itikâfa girmek istediği zaman, yatağı veya üzerinde yattığı somyası Mescidin içindeki Tövbe (Ebû Lübâbe) Sütununun önüne veya arkasına konurdu. (İbni Mâce, Sıyam:61)
Bu mekan halen Mescidde bellidir ve Efendimize ait olan mihrabın sol gerisinde bulunmaktadır.
İtikâf nedir?
İtikâf, kelime anlamıyla bir yerde beklemek ve durmak demektir. İyi olsun, kötü olsun, nefsi bir şeye bağlamak manasına gelir.
Dini anlamıyla da, bir Müslümanın dışarıyla ilgisini keserek bir mescitte ibadet niyetiyle bir süre durmasıdır.
İtikâf hem Kurânda, hem de sünnette var olan bir ibadettir. Bakara Suresinin 187. âyetinde de, Mescitlerde îtikâfta iken hanımlarınıza yaklaşmayın buyrulur.
İtikâf, kalbi ve ruhu geçici dünya meşguliyetlerinden uzaklaştırmak, gün boyu ibadet içinde bulunarak Allaha olan kulluğu arttırmaktır. Özellikle bir mescidin köşesinde ikamet ederek ilahi dergâha yönelip el açan, gönül bağlayan bir mümin bu sayede iç âleminde pek çok manevi açılımlara mazhar olur.
Beni affetmedikçe gitmem
İslam büyüklerinden Âtâ Hazretleri der ki:
İtikâfa giren bir mümin, ihtiyacından dolayı bir zatın kapısına oturup İstediğimi vermedikçe buradan ayrılmam diye yalvaran insana benzer. Bu adam Yüce Allahın mâbedine girmiş, Beni affetmedikçe buradan ayrılmam demektedir.
İşte ömür dakikaları her gün azalan bir mümin fani anlarını bir derece sonsuzlaştırma yollarını arar. İtikâfa girmekle böyle bir vesileyi bulmuş olur. Mescitte itikâfta bulunan bir insan namaz kılmadığı zamanlarda bile namaz kılıyor hükmündedir. Çünkü iki namaz vakti arasında vakti girecek olan namazı beklemektedir.
İnsan itikâfta bulunduğu süre içinde Rabbinin misafiri sayılır. Çünkü camiler Allahın evidir. Rahmet ve bağışlanmanın bolca olduğu mekanlardır. Günün büyük bir kısmında sürekli ibadetle meşgul bir kimse bir çeşit meleğe benzer ve hep huzurda kalır.

Bir günlük itikâf da olur
Sünnette sözü edilen itikâf Ramazan ayındaki itikâf olsa da, bunun dışında her zaman herkesin yapabileceği bir itikâf şekli daha vardır. Müstehap itikâf olarak bilinen bu itikâf için belli bir zaman söz konusu değildir. Bunun en azı bir gündür, en çoğunun da sınırı yoktur. Hatta camiye namaz kılmak için girerken itikâfa niyet etmek suretiyle de itikâf sevabı alınır.
Başta Mescid-i Nebevi olmak üzere İstanbuldaki ve Anadoludaki bazı camilerimizin girişinde güzel bir hatla Neveytü sünnetel-îtikâfe (İtikaf sünnetine niyet ettim) tablosu yazılarak kısa süreli de olsa bu ibadet hatırlatılmıştır.
Çoğumuz gibi usulüne göre itikâf ibadetinden mahrum kalanları düşünmüş olsalar gerektir ki, mesela İmam Ebu Yusuf ve İmam Malike göre itikâfın en az süresi bir günken, İmam Muhammede göre kısa bir süre, hatta İmam Şâfiînin tanımladığı üzere Sübhanallah demekten biraz daha fazla bir süredir.
Bu arada itikâfın nasıl yapılacağı, şartları, âdabı, itikafı bozan şeyler ve benzeri hususlar fıkıh kitaplarında genişçe anlatıldığından bilgi almak için müracaat edilebilir.
Son olarak unutmadan söylemeden geçmeyelim. Erkekler camide itikâfa çekilir, ama hanımlar ne yapacaklar? Hanımlar da evlerini bir odasını küçük bir mescid haline getirerek orada itikâfa girebilirler. Burası onlar için bir mescid sayılır.


İtîkafın şartları
1. İtikâfa giren kimsenin aklı başında ve temiz olması gerekir. Cünüp halde itikâfa girilmez.
2. İtikâfa girmeden önce niyet edilmelidir. Bu niyeti kalbinden geçirmek suretiyle mümkün olacağı gibi, Allah rızası için itikâfa niyet ettim şeklinde dille de ifade etmek mümkündür.
3. İtikâfa girilen yer her vakit cemaatle namaz kılınan bir mescit ve cami olmalıdır. Kadınlar da evlerinin bir odasını küçük bir mescit haline getirerek orada itikâfa girebilirler. Zaruri ihtiyaçlar dışında oradan çıkmazlar. İtikâfta olanlar için yiyecek ve içecekler camiye gelir, orada yer ve içerler.
4. Bir kimsenin falan işim olursa, on gün itikâfa gireceğim şeklinde adadığı itikâf üzerine vacip olur. Vacip itikâfta oruçlu olmak gerekir.
5. İtikâfta iken şehevi hareketler caiz değildir.


Mehmed Paksu
Moral Dünyası

Heulwen
29 Haziran 2014, 13:34
Güncel.